Pazar ADD 7. Olağan Genel Kurulunu Yaptı
RİZE- Pazar Atatürkçü Düşünce Derneğinin 7.olağan genel kurulu dernek binasında gerçekleştirildi.
Genel kurulun açılış konuşmasını Başkan Metin Atasaral yaptı. Konuşma sonrasında genel kurulu idare edecek divan oluşturuldu. Divan başkanlığına üyelerin oybirliği ile emekli öğretmen Bayram Ali Morgül seçildi. Saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasından sonra Divan başkanı üyelere yaptığı teşekkür konuşmasında Atatürk’e her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğu bir dönemden geçiyoruz diye konuştu.
Gündem gereği Pazar ADD Başkanı Metin Atasaral Genel kurul üyelerine hitaben bir konuşma yaptı. Konuşmasında “Tarihte tekrarlanmakta olan bir ders var, Türk devrimci akımlarının karşısında tutucular ve gericiler çıkıyor. Düşünceleri ve gözleri ileriye dönük olan devrimcilere, geçmişte ah çekerek bakanlar arasında sürekli yinelenen bir çatışma. Devrimciler çağdaş, demokratik kaçınılmaz gördükleri düşüncelerini tüm ulusun yaşantısına uygulamaya çalışırken tutucular eski inançlarını zamana uymayan alışkanlıklarını haklı haksız edindikleri zenginliklerini armağan sandıkları çıkarlarını gözden çıkarmaya kaybetmeye yanaşmıyorlar.
Eski düzen savunucuları yandaş kazanmanın yollarını ararken bu yollar yerli yersiz göndermeler ve atılan oyların çalınması gibi yöntemler denemeyeceklerdir. Ülkemizde tohumları kurtuluş savaşında atılmış olan Cumhuriyetin ilanı ile yapısı kurulan ve izleyen bir dizi devrimlerle olgunlaşan bir bir devrim yaratılmış ve yaşatılmıştır. Ama yine ülkemizde bir takım eski düşünceler bilimsel düşüncelere taban tabana zıt ilkel inançlar ve çürümüş önyargılarda yoğun bir şekilde ifade edilmektedir. Bunun yanında daha yetişkin daha bilgili olan ilericiler gerektiği gibi birleşemezler bir türlü. Daha uygar daha akılcı olmalarından doğan bir araştırma, düşünme alışkanlığı olanları ayrı ayrı çıkışlara götürür. Ümmetçiliğin karşısına çıkan gelişmiş kişiliğin değişmez alın yazısıdır bu. Hiç düşünmeden duygularıyla, içgüdüleriyle önderin arkasından sürüklenen kalabalıkla düşünen yargılayan kendine özgü sonuçlara varabilen aydın kafalar arasında böylesine bir dengesizlik vardır. Daha doğrusu olmalıdır. Gerektiği zaman ana ilkelerin korunması sırasında, ayrıntılardaki anlaşmazlıklar unutulmalıdır. Kişisel kıskançlıklar bir tarafa itilmelidir. Soyut tartışmalardan kaçınmalıdır. O günün koşullarının süzgecinden sonra değerlendirmeler yurdumuzun yapısı göz önünde tutularak yürütülmelidir.
Batı dünyasında da bir sıra devrimleri yaşadı. Bu devrimleri sonuçları itibari ile kısaca anımsarsak; 1789 Fransız devrimi, 16.Lui ve eşi Mari Antuanet’i idam etti. Ama idam edilenin kardeşi 18. Lui’yi tahta oturttu. Amerikan devrimi 1776 daki konumundan çok uzaklaşmıştır. Britanya da 1688 yılındaki şahane devrimi sonrasında kendine özgü yeni bir düzen kurmuştur. Protetanlığın kurucusu Luter sonuçta tutuculuğu seçti. Çin’de Mısır’da İran’da tahtlar devrilmesine rağmen Cumhuriyet kurulamadı. Rusya’daki Ekim 1917 Bolşevik devrimi 1991 de son buldu. İç düzen değişti 15 birleşik devletin federasyonu dağıldı. Çin Halk Cumhuriyetinde 1949 da iktidara gelmiş olan Komünist Partisi egemen görülmektedir. Ancak ekonomik yaşam kapitalist kuralları içinde sürmektedir.
Oysa Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki Türkiye Cumhuriyeti kendi başarısının 100. Yılını yakında kutlayacaktır. Ülkemizde Atatürk’ün unutulması söz konusu bile değildir. O Atatürk ki Türkiye topraklarını kurtarıp birleştirmiş, işgalleri sona erdirmiş, manda önerilerini geri çevirmiş, geri ayaklanmaları bastırmış, Osmanlı borçlarını ödemiş Cumhuriyet dizenini kurmuş, muhalefet partilerinin kurulmasına izin vermiş, yurdu demir ağlarla donatmış, köylüyü ulusun ”üretici” efendisi yapmaya çalışmış, dünyanın en verimli eğitim düzeni olan köy enstitülerinin ilk adımlarını atmış, fabrikaları yoktan var etmiş işletmiş ulusu bütünleştirmiş, kadınları erkeklere eşitlemiş, komşu ülkelerin savaşa ve saldırganlığa karşı iki siyasal pakta bir araya getirmiş, faşist İtalya’nın yaptığı gibi toprak kazanımlarına en önde karşı durmuş ve Türkiye’nin adını en saygın devletler arasına sokmuştur.
Hitler’den ve Musollini’den kaçanların sığındığı yer Atatürk Türkiye’si idi. Ülkemiz milletler cemiyetine üye olmaya oy birliği ile buyur edildi. Şimdiki kabine üyelerinin gittikleri Avrupa ülkelerinden sınır dışı edindiklerini anımsarsak aradaki büyük farkı, Atatürk’ün değerinin erişilmesinin ne kadar zor olduğunu mermer kafalılarca bile kabul olduğunu biliyoruz. Asya’da binlerce çocuğun adı Mustafa Kemal’dir. Bu çocuklardan bazılarının Mustafa Kemal adı ile Britanya üniversitelerinde ders verdiğini biliyoruz. Bangaldeş’in başkentinde en yüksek yapının adı “Atatürk Kulesi” dir. ABD üniversitelerinde 1841 den1977 yılına kadar görev yapan devlet adamlarının adlar anımsatılmış kimler oldukları sorulduğunda Amerikan vatandaşlar bilememişlerdi. Mısır, Suudi Arabistan, Suriye, Irak, Lübnan, Fas, Sudan Krallıklarını Latin Amerika diktatörlerini Endonezya’da Filipinler ülke yöneticilerini ele geçirenleri, Çin’in babası diye bilinen Sun Yet-Sen’i Hindistan’ın kurucularından Nehru unutuldu. 1924-1953 e dek karar karar verici Stalin’in gömütü belli değil. Brejnir’in adını anan yok. Oysa UNESCO 27 Kasım 1978 günü aldığı kararla Atatürk’ün doğumunun 100. Yılına rastlayan 1981yılının ülkemizde ve dünyada Atatürk yılı olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır. Bunun anlamı çok büyüktür. Bu onur dünyada pek az ülkenin büyüğüne nasip oluşturtur ulusu olarak bu onurun hazzını paylaşırken Atatürk’e yaraşan bir hizmet yarışına koyulduk. Hatta bu yarış kervanına bütün dünya ulusları katıldılar.
Atatürk ”devrimler her şeyden öğretmenlerin kafasında başlar demişti”. Bu nedenle ben bir tarih öğretmeni olarak görev yaptığım okullarda öğretmen arkadaşlarıma ve öğrencilerime Atatürk ilkeleri ve Türk devrimlerini öğrenmeleri konusunda yardımcı olmaya çalıştım. 1981 -2004 yılları arasında görev yaptığım Pazar Lisesinde 1800’ün üzerinde Atatürk İlke ve Devrimleri konusunda öğrencilerimizle birlikte seminer verdik Bu ulaşılması güç bir rekordur.
“Mustafa Kemal Atatürk” deyince biz ve önceki kuşakların söylemek istedikleri kısaca şöyle: Ulusun benliğinde ve önünde idi. Gücünü ulusal haklarla yoğurduğu akılcılığından deneyiminin öğretilerinden aldı. Halkını işgallerden saraya kulluktan kurtardı. Makamını rütbesini kendi yaşamını düşünmedi 31 Mart Vakasında 25 yaşında kolağası, Trablusgarp’ta Binbaşı, Çanakkale’de başkenti kurtardığında Miralay, Bitlis’i, Muş’u Ruslardan geri aldığında Paşa Sakarya’da Başkomutan Dumlupınar’da 41 yaşında Mareşaldi. Ordusuyla ulusunun yargısını birlikte çizdiler.
Ulusumuz çok gazi çok paşa gördü. Ama yalnız gazi, yalnız paşa denince yalnız o anlaşıldı. Karanlığa karşı bilgiyi, hurafe yerine gerçeği getirdi. Ezelden gelen saltanatı, yüzlerce yıllık Hilafeti 1000 yıllık Arap ABC sini, Hatay’da sömürgeciliği yendi. Çankaya’daki alçak gönüllü konutunda düşünüp yaptıklarına debdebeli hiçbir saray ulaşamaz. Oturan büyük olunca mekânda büyük olur. Yobazın bilgisizi zararlı zekisi zehirli idi. Ne var ki Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünceleri duru, sözcükleri ölçülü tümceleri keskindi. Kendisinin güveni sonsuzdu. Ancak büyüklüğü ulusta gördü. O ulus ki dış görünüşü ile yoksul, saf ve eğitimsizdi. O bu dış görünüşün değere, durgunluğun dibindeki lavın coşkunluğuna inanıyordu. Onun sözleri ulusun sesi gibiydi. Asker ruhunda bile özgürlük aşkı vardı. İzmir’i kurtardığının hemen ertesi günü, halkının önüne sivil giyişi ile çıktı.
Cumhuriyet ne zamandan beri sürekli kafasında idi. Ama ondan önce iktisat Kongresini topladı. Onun zamanında tüm çevremiz koca anakaralar yangın, yıkım ve kan gölüne dönmeye hazırlanırken onun kurduğu Cumhuriyet dinginliğin adası idi. Kusursuz onun askerleriyiz. Onun sayesinde uygarız, adaletçiyiz, doğrucuyuz. Halkçıyız, bilimden yanayız, devrimlerimizin savunucusuyuz, ayrıca kurtarıcımız, kurucumuz ve ölümsüz önderimize gönül borcumuz var.
Sonsuza kadar Atatürkçülük diyerek sözlerimi bitiriyorum” dedi
Başkan Atasaral'dan sonra söz alan Osman Kaya ve Rize ADD Şube Başkanı Atatürk ve Atatürkçü düşüncenin öneminden ve günümüzde çok daha önem kazandığına vurgu yaptılar.
Konuşmalardan sonra seçimlere geçildi. Tek liste ile yapılan seçimlerde Metin Atasaral ve arkadaşlerı üç yıllığına yönetime seçildiler.
Yönetim listesi daha sonra eklenecek.....