Siyasetin "Toplumu Mutlu Etmek Gibi" Bir Gayesi Olmalı!
Yayınlanma :
26.04.2019 11:47
Güncelleme
: 26.04.2019 11:52
Sağlıklı bir duygu yapısına sahip olsanız bile, mutsuzluk sarmalında kalan bir toplumda mutlu olmanız, kendinizi iyi hissetmemiz mümkün değil. Dolayısıyla, ‘Avrupa mutsuzluk endeksi’ çalışmalarında Türkiye, en mutsuz ülkeler arasında…
Mutlulukta, mutsuzlukta çok çabuk bulaşır.
Mutsuzluk bulaşırken kişi, yer ve zaman ayırmıyor. Sosyal hayat içinde hepimiz aynı havayı teneffüs ediyoruz çünkü! Dillerimiz öfkeye yenik, yüreklerimiz sevgisizliğe…
Sıkıntı, nasıl normalleşiriz bilemiyoruz. Aslında buna çok da, kafa yormuyoruz.
Şiddet, insanî ve ahlâkî olmayan olaylar, çocuklara ve hayvanlara yapılanlar ortada… Önlenmesi adına ise, ne hukuk ne de eğitim alanında kayda değer hiç bir çalışma yok.
Toplumun mutsuzluğunu kendine dert edinmesi, bu noktaya nasıl gelindiğinin idrakinde, çözümler üretmesi gereken siyasiler ve yöneticiler ise kendi derdinde..
Çocuklarımızın durumu; korunması, güvenliği ve gelecekleri; KAÇ SİYASİNİN GÜNDEMİNDE acaba?
Kimse öz eleştiri yapmıyor!
Her toplumun değerlerine ve kültürüne göre oluşturduğu bir sosyal yaşamı vardır ve insanlar ilişkilerini ve paylaşımlarını bu değerlere göre düzenler… Aile ve çocuk toplumumuzun ve hatta milletin omurgasını teşkil ediyor… Şimdi, bu kadar önemli bir alanda yani omurgada sağlıksızlık var ve hiçbir şey yapamıyoruz.
Toplumun da, bir öz eleştiri yapması, kaybettiği değerlerinin farkında olması gerekmez mi? Özellikle aile kurumunun değersizleştirilmesine karşılık bir tavır ortaya konulamamış olunması konusunda.
Türk geleneğine göre, kendince devlet olarak görülen aile kurumundan bahsediyorum.
Aile hem çocuğun yetiştirilmesi hem de çocuğun eğitilmesi açısından çok önemli bir kurum, sığınak… Aynı zamanda da, toplumun birlik ve beraberliğini sağlayan sosyal bir güç.
Yine Türk geleneğine göre aileyi ayakta tutan en büyük unsur da çocuk. Toplumumuzda, “çocuk, aile ve devlet” bir üçlem olarak görülür. Özellikle çocuğa yüklenen anlam büyük.
Bu açından çocuklarımızın, güvenli bir ortam içinde, en iyi şekilde büyütülüp, yetiştirilmesi ve topluma faydalı bir şahsiyet olarak kazandırılması hepimizin görevi.
Bu görevin yeterince yerine getirilmediği ortada ki, çocuklarımız, güven ve gelecek sorunu yaşıyor… Gün geçmiyor ki, bir çocuğumuz karanlık niyetlere maruz kalmasın!
Bu böyle gitmez… Gün gelir çocuklarımızın yüzüne bakamaz hale geliriz.
Sapıklara ve şiddete karşı alınan önlemler ve cezalar yetersiz. Siyasetin acilen, toplumun saadeti ve selameti için bir şeyler yapması gerekiyor.
Farabi’ye göre saadetin elde edilmesi insanın yaradılış sebebini teşkil eder… Saadet insan faaliyetlerinin nihai meyvesidir o mutlaka gayedir…
O vakit siyaset ve yöneticiler en önce toplum saadetini gaye edinmeli sonra da, toplumu bu gaye etrafında birleştirmelidir. Çünkü mutluluk, uğrunda çalışılması gereken, yüksek bir manevi haldir. Toplum olarak çirkinliklerle mücadele etmedikçe mutsuzluk ve çocuklarımızın acısı, kaderimiz olmaya devam edecektir.
Unutmayın mutsuz ve güvensiz insanlarla bir gelecek kurgulanamaz.
Hedef SAADET, araç SİYASET.
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: