Sessiz İşgal
Yayınlanma :
29.07.2021 18:15
Güncelleme
: 29.07.2021 18:15
Bir Mustafa Kemal geldi dünyaya. İşgalci güçlere nasıl karşı durulacağını gösterdi. " Özgürlük ve bağımsızlık, benim karakterimdir" dedi. Başkaldırdı. Sömürgenleri yurdumuzdan kovdu. Tüm mazlum ülkelere örnek oldu.
Bu kez yardımlarla, desteklerle, kredilerle geldiler ülkemize. Bizi borçlandırarak muhtaç ettiler kendilerine. Borçlu insan, borçlu ülke direnemez, karşı koyamaz oldu. Emperyalist güçler, iyice yerleştiler ülkemize. Sömürdüler iliklerimize dek. Maden aradılar, güzelim doğamızı talan ettiler. Yatırım, dediler, delik deşik ettiler ovamızı, dağımızı... Kirlettiler ırmaklarımızı, denizlerimizi, havamızı, suyumuzu...
Yetmedi, sömürgecilere ve işbirlikçilere bu denli soygun. Yetinmediler açgözlüler... Daha çoğunu, tümünü istiyorlardı ülkemizin. Ama bu ülkede yurtseverler vardı. Bağımsızlık ve özgürlük simgesi Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimleriyle beslenenler, ışığı ile aydınlananlar vardı. Bir takım gerçekleri görüyor ve anlıyorlardı. Bu gerçekleri halka anlatıyorlardı.
Bu kez biçim değiştirdi emperyalist güçler. Yeni bir yöntem geliştirdiler. Ülkemizin demografik ve demokratik yapısı değişmeliydi. Suriyeli sığınmacılarla başlandı işe. Kendi insanımıza tanınmayan haklar ve ayrıcalıklar tanındı. Bedava harcama kartları, devlet kurumlarında tanınan öncelikler, halkımızı rahatsız etmeye başladı. Plajlarda, piknik alanlarında, mahallelerde yaptıklarıyla sorun oldular. Kendi yaşam biçimlerini, dünya görüşlerini dayatmaya başladılar. Halk, rahatsız oldu ama ama inadına görmezden geldiler birileri.
Bunlar yetmezmiş gibi şimdi Afgan furyası başladı. Güya ülkelerindeki savaştan kaçıyorlarmış. Gelenlere bakıyorsunuz tümü de tornadan çıkmış gibi. Neredeyse tümü aynı yaşlarda, aynı boylarda. Dinamik, genç, yağız delikanlılar. Tırlarla geliyorlar. İç Anadolu 'da Nigde'de, Kayseri'de ortaya çıkıveriyorlar . Yüzlerce, binlerce. Sayıları belirsiz.
Ülkelerindeki iç savaştan kaçıyorlarmış. Nedense yanlarında, anaları yok, bacıları yok, eşleri yok, kız kardeşleri yok, çocukları yok. Yok yok yok. Bir erkek, en değerli varlıklarını bırakır da kaçar mı? Savaşmaz mı bu kutsal değerler için? Ölümü göze almaz mı? Neden Avrupa'ya, gelişmiş ülkelere değil de bizim ülkemize? Bu bir kaçma, bir sığınma değil elbet. Kanımca bu bir davet .
Bizler, bizim insanımız alışkınız bu tür olaylara. Muhacirleri, muhacirliği biliriz. Mübadeleyi biliriz, göçleri, göçmenleri biliriz. Her biri kendi ülkelerine döndüler. Bu ülkeyi kalkındırmak için çabaladılar, didindiler, uğraştılar. Afganlılar, Suriyeliler öyle mi ya! Halkımızın sırtından geçinip halkımıza rahatsızlık vermekteler. Ülkemizin geleneklerini, göreneklerini, alışkanlıklarını değiştirmek için gelmişler sanki. Bu, emperyalizmin sessiz işgal senaryosu.
Bizler, konuk severiz ama bize zarar verenleri sevmeyiz.
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: