Kimse Var mı?..
Yayınlanma :
18.03.2020 19:40
Güncelleme
: 19.03.2020 12:19
Değil misiniz yoksa?
Hal ve gidişten, özellikle de coronavirüs’den sual dahi etmiyorum!..
Kaldı ki sizin olumlayıp kabullenmeniz, mutlu-mesut olmanız kimin umurunda ki?
Önemli olan, milli ve yerli muhafazakarlarımızın bu kutlu yürüyüşlerinde ayaklarına taş değmemesidir! Gerisi laf-ı güzaf dır.
Yoksa, umre dönüşü karantinaya alınan kafilenin başka yer kalmamış gibi, sabahın köründe! apar-topar öğrencileri kapının önüne konan yurda yerleştirilmesi, ya da yurdun Ahır’a benzetilmesi kimin umurunda?.. Sağlıkta çığır açmış Sosyal devlet uygulayıcıları, ağzını açmış bekleyen! Sınırlarda veya içte (dört milyon Suriyeli misafirimiz) dururken, onca sorun arasında bir de bu işlerle mi uğraşacaklar.
Hem bu muhalif takımı hiç de rahat durmuyor ki. Kimi onur-gurur, en önemlisi ajitasyon yapıp, güya Dünya Bankasının 50 Milyar Dolarlık yardımından yararlanmak için bir gecede saklanan koronavirüs’ün hatırlandığını, yoksa hazırlıksız yakalandığımızı yazma cüretini gösterebiliyor zındıklar!
Hani deprem anlarında, kurtarma ekiplerinin enkaz altında kalan olup olmadığını saptamak, yardım eli uzatmak adına “kimse var mı?” diye seslenişleri vardır ya?
İşte o seslenişe göçük altında kalmışcasına Ölüm-dirim arasına, sıkışmış! yurttaşlarımızın; durumdan kazanç devşiren paragöz satıcılarının insafına terk etmeyip ses verelim diyorum.
Malüm kapitalizmin slogan prensiplerinden biridir “krizi fırsata çevirmek” işte bu nedenledir ki, koronavirüs salgını başladığından bu yana “fahiş fiyat uygulamaları” da salgına dönüştü. Dört liralık dezenfektanın fıyatı 32 liraya, 13 liralık kolanyanın fiyatı 33 liraya, 4 liralık makarnanın fiyatı 8 liraya çıktı.
Sakın “Ne oldu bize! Hoşgörümüze, dayanışma duygumuza, geleneklerimize?” diye boşuna hayıflanmayın. Kutsanan yükselen değerler, yenidünya sömürü düzeninin azgelişmiş modelinde yaratılan insan prototipinin değerleri, yozlaşmanın kaçınılmaz sonucu bu. Üstelik salt insani değerleri yitirdiğimiz, bencilliğin uçlarında yaşadığımız için böyle davranmıyoruz.
Çokça yıl var ki, milyonlar olarak kesintisiz, sadece madden değil, ahlaken de yoksullaşmanın hız kesmeden devam ediyor olmasının sonuçlarını yaşıyoruz coğrafyamızda!
Oysa, yoksul insanın bile kendinden daha kötü durumda olana yardım etme refleksi vardır elbette. Ancak bu duygu oldukça görecelidir. Yani siz yaşamınız içinde sürekli yoksullaşıp, kazanılmış haklarınızdan bir şeyler yitiriyorsanız… Bunun haksızlık, sömürünün sonucu olduğunu gözlemliyorsanız, öfkeli tepki içinde olursunuz.
Ama insan olmaktan kaynaklı değerlerinizi, güven duygunuzu sistem eliyle, gıdım, gıdım yitirirseniz, gelinen noktada içiniz sızlıyor olsa bile yaşam biçiminiz içinde yitirdiklerinizle başkalarına dayanışma içine girebilme istencini de yitiriyorsunuz.
“Bu ülke ne badireler atlattı, Kurtuluş savaşı yıllarında çok daha yoksulduk, yoksunduk, çaresizdik… dört bir yandan yetmez içten de kuşatılmıştık, ama yine de yedi düvele ulusça çok büyük dayanışma dersi verdik…” bağlamındaki yüreklendirici hatırlatmalarınızı duyar gibi olsam da; Mustafa Kemal önderliğinde, kurtuluş savaşı destanının yazılışını erekleyen toplumsal refleks algılamasında; Cumhuriyetin Kurucu Babalarının rol-model ve yönlendirici olmalarındaki azim ve kararlılığı atlamayın derim…
Küreselleşen dünyada, cehalet tohumları atarak algı oluşturmak, halkları birbirine kırdırmak, ötekileştirmek emperyalizmin en etkili silahı olsa da, asla bizim kaderimiz olmamalı.
Toplumsal aklanma, toplumun değerlerinde yaratılan erozyonda kötü örnek oluşturma, özendirme durumlarını ortadan kaldırıyor mu sizce? Kısaca… İnsan olma hallerini yitirenlere ilişkin sorgulamada çok geç kalmadık mı dostlarım.
İşte tam da bu noktada “Cennet de, cehennem de bu dünyada” lafı gelip baş köşeye kuruluyor!
Şimdi durup düşüneceksin… Ölçeceksin, biçeceksin, tartacaksın.
Kıyıya vuran küçücük bedenlerin geriye bıraktığı dünya da yaşadığımız anı anlayacaksın! Trilyonların olsa bile hasta olup olmayacağını kestiremeyeceksin.
Bilemeyeceksin, göremeyeceksin…
Dünya aynı noktada. O yüzden düşün… ve Uyarıları dikkate al. sakın evden çıkma!
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: