Bir jeoteknik proje planlamasında, proje sahasına yönelik genel saha değerlendirmesinin, projenin ilerleme aşamasında karşılaşılabilecek olası problemleri önleme açısından önemi herkesçe bilenen bir gerçektir.
Planlama aşamasında karşılaşılması öngörülen mühendislik jeolojisi problemlerinden birisi de heyelanlardır. Günümüzde artan nüfus oranıyla birlikte ortaya çıkan barınma, ulaşım, su ve enerji temini gibi ihtiyaçların tesis edilmesi amacıyla gerçekleştirilen mühendislik projelerinin sayısında da çok ciddi bir artış meydana geldiği görülmektedir. Yerleşim alanlarında bina, ulaşım, altyapı tesisi amaçlı yapılan proje çalışmaları ile baraj, tünel, otoyol, enerji santrali gibi daha büyük ölçekli projelerde özellikle kazı-dolgu çalışmaları sırasında karşılaşılan en önemli mühendislik jeolojisi problemlerinden birisi olan heyelanlar açısından proje sahasının durumu çoğu zaman irdelenmekle birlikte bu irdeleme istenilen düzeyde olamamaktadır. Çalışmalar sırasında tercih edilen yöntem, genellikle kazı yapılan alanda kazıyla eş zamanlı şev yenilme değerlendirmeleri şeklinde olmakta, sahanın heyelan geçmişi ve bu geçmişe yönelik sahip olduğu potansiyel göz ardı edilebilmektedir. Böyle durumlarda kazı-dolgu işlemleri başladığı andan itibaren belirli bir zamandan sonra ortaya çıkan kazı profilindeki şevlerde meydana gelen yenilmeler çoğu zaman telafisi oldukça güç durumların da ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Proje boyutu her ne olursa olsun, çalışma yapılan alana ait alanın heyelan potansiyelini ortaya koyacak bir bilginin, yani öncelikli olarak bir duyarlılık haritasının varlığına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu haritanın, çoğunlukla orta ölçek olarak kabul edilen 1:25.000 ile 1:100.000 arasında olması benimsenmektedir. Çalışılan alandaki heyelanlara ait envanter bilgisinin toplanması sırasında bölgede önceden meydana gelmiş heyelanların “aktivitelerini” tamamlayıp tamamlamadıkları ile ilgili bilginin elde edilmesi, yani kütlenin tamamen dengeye ulaşarak duraylı bir
topoğrafya geliştirip geliştirmediği bilgisinin elde edilmesi son derece önemlidir. Yapılacak duyarlılık değerlendirmelerinde kullanılacak olay bilgisi olarak kabul edilen envanter haritalamasında, alanda geçmişte meydana gelmiş hareketlerin aktivite durumlarından yola çıkılarak bir değerlendirme yapılmasında fayda görülmektedir. Özellikle otoyol, karayolu, demiryolu, su, elektrik, petrol ve doğalgaz boru hattı gibi yaklaşık çizgisel bir hat boyunca geçilecek güzergahın heyelan potansiyelinin belirlenmesi, yapılacak kazı çalışmaları sırasında veya hat tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak dinamik ve statik yüklerden kaynaklı kütlesel
yenilmeleri önceden kestirerek ihtiyaç duyulacak mühendislik önlemlerinin alınmasında kolaylık sağlayacaktır. Kentsel gelişim alanlarında son yıllarda kontrolsüz sayılabilecek boyutlarda yerleşim alanlarının oluşturulması, bahsedilen hassasiyetin çoğu zaman göz ardı edilmesine de neden olmaktadır. Hareketin aktivite durumu, boyutu, türü ne olursa olsun yerleşim alanı ve güzergah hattı seçimleri sırasında proje alanının heyelan potansiyelin ortaya konulması ciddi boyutlarda can ve mal kaybının önüne geçilmesinde yarar sağlayacaktır. Ülkemizde gerçekleştirilen mühendislik projelerdeki artış, hızlı karar alma ve uygulama pratiğini de beraberinde getirmektedir. Parsel ölçeğinden bölgesel ölçeğe kadar uzanan
projelerde proje öncesi yapılacak jeoteknik uygulamalarda (özellikle kazı-dolgu) çalışma öncesi alana ait öncelikli olarak çalışılacak ölçek detayını karşılayacak heyelan duyarlılık haritasının üretilmesi gerekli görülmektedir.
Bu amaçla;
a) Alanda daha önce gelişmiş heyelanlar ile bu heyelanları denetleyen jeolojik, topoğrafik ve çevresel faktör ilişkileri ortaya konulmalıdır.
b) Alana ilişkin detay olay bilgisi (envanter) haritaları üretilmeli, bu haritalar üzerinde gösterilen heyelanların aktivite durumları irdelenmelidir.
c) Gözlenen heyelanları tetikleyen faktörler (yağış, deprem, patlama sonucu yapay titreşimler
gibi. belirlenerek olay gelişimi ile olan ilişkilerinin ortaya konulması sağlanmalıdır. Bu sayede, alana ait “tehlike” haritalarının üretilmesi mümkün olacaktır.
d) Projenin amacına uygun olarak yapılacak çalışmalar (kazı, patlatma, dolgu vb.)
gerçekleştirilmeden önce alana ait elde edilen duyarlılık ve tehlike haritaları üzerinden alternatif aksiyonlar ve bunlara karşı alınabilecek mühendislik önlemleri belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Alanda olası hareket türlerinden etkilenecek taşınır-taşınmaz unsurlara ait “hasar görebilirlik” değerlendirmesi gerçekleştirilmelidir. Buradan itibaren hazırlanacak “risk” haritaları üzerinden olası mali zarar durumu belirlenebilecek, böylelikle ortaya çıkabilecek beklenmedik durumlarla karşılaşılmasının önüne optimum seviyede geçilebilecektir.
Yukarıda sunulan bilgiler ışığında Trabzon çevre iller özelinde yaptığımız değerlendirmelerde;
* İçmesuyu hattının bir bölümünün kısmen stabilize edilmiş bir heyelan topuğundan geçmesi sonucu
oluşan hareketlerde içme suyu hattındaki boruların deforme olmasına ve şehirde su
kesintilerinin oluşmasına sebebiyet vermiştir.
* Şehir merkezindeki iki ana vadi olan Tabakhane ve Zağnos vadileri şehirdeki ana hava sirkülasyon noktaları olarak bilinmesine rağmen; Zağnos vadisinin önüne Ortahisar Belediye binası ve kaymakamlık binalarının yapılması ve önlerinde bulunan tarihi limanın kalıntılarının yok edilmesi; Tabakhane vadisinin önüne ise oldukça büyük bir camii inşaatının yapılması,
* Şehirdeki diğer vadilerin inşaat alanına dönüştürülmesi, derelerin üstleri kapatılarak yol yapılması, biyolojik arıtmaya halen geçilmesi sahil boyunca pis kokuların artmasına ve yoğun yağışlarda taşkınların oluşmasına sebebiyet vermektedir.
*Akyazı stat yeri seçimi ve yapım aşamasında yapılan proje hataları sonucu ,günümüzde oluşturduğu mühendislik problemleri.
*Moloz mevkii itfaiye önü viyadük projesi işlevsizliği ve oluşturduğu görüntü kirliliği.
*Çöp sorunu ve katık atık yer seçimi (Araklı Taşönü) ve sonrası oluşacak mühendislik problemleri.
*Bir çok yerde sahil boyunca dolgu projelerinin planlanması ve yapılması (Gülcemal,Akçaabat sahil dolgusu gibi )
*Karadeniz sahil yolu yapımı ve sonrasında oluşan mühendislik problemleri.
*Denizlerden kum çekilmesi ve bunun neticesinde oluşan kıyı erozyonu ve sahil yolunda meydana gelen çatlaklar.
*Karadeniz bölgesindeki tüm dere yataklarının yapılaşmaya açılması bunun neticesinde de aşırı yağış ve selenmede can ve mal kayıplarının oluşması.
Yapılan tüm bu uygulamalar mühendislik projelerinde yer seçiminin önemini ve planlama aşamasında mühendislik ölçüt ve yaklaşımlarının uygulanması noktasındaki eksikliği bir kez daha ortaya koymuştur.
Jeoloji Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi
Başkan
Semi HAMZAÇEBİ
Planlama aşamasında karşılaşılması öngörülen mühendislik jeolojisi problemlerinden birisi de heyelanlardır. Günümüzde artan nüfus oranıyla birlikte ortaya çıkan barınma, ulaşım, su ve enerji temini gibi ihtiyaçların tesis edilmesi amacıyla gerçekleştirilen mühendislik projelerinin sayısında da çok ciddi bir artış meydana geldiği görülmektedir. Yerleşim alanlarında bina, ulaşım, altyapı tesisi amaçlı yapılan proje çalışmaları ile baraj, tünel, otoyol, enerji santrali gibi daha büyük ölçekli projelerde özellikle kazı-dolgu çalışmaları sırasında karşılaşılan en önemli mühendislik jeolojisi problemlerinden birisi olan heyelanlar açısından proje sahasının durumu çoğu zaman irdelenmekle birlikte bu irdeleme istenilen düzeyde olamamaktadır. Çalışmalar sırasında tercih edilen yöntem, genellikle kazı yapılan alanda kazıyla eş zamanlı şev yenilme değerlendirmeleri şeklinde olmakta, sahanın heyelan geçmişi ve bu geçmişe yönelik sahip olduğu potansiyel göz ardı edilebilmektedir. Böyle durumlarda kazı-dolgu işlemleri başladığı andan itibaren belirli bir zamandan sonra ortaya çıkan kazı profilindeki şevlerde meydana gelen yenilmeler çoğu zaman telafisi oldukça güç durumların da ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Proje boyutu her ne olursa olsun, çalışma yapılan alana ait alanın heyelan potansiyelini ortaya koyacak bir bilginin, yani öncelikli olarak bir duyarlılık haritasının varlığına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu haritanın, çoğunlukla orta ölçek olarak kabul edilen 1:25.000 ile 1:100.000 arasında olması benimsenmektedir. Çalışılan alandaki heyelanlara ait envanter bilgisinin toplanması sırasında bölgede önceden meydana gelmiş heyelanların “aktivitelerini” tamamlayıp tamamlamadıkları ile ilgili bilginin elde edilmesi, yani kütlenin tamamen dengeye ulaşarak duraylı bir
topoğrafya geliştirip geliştirmediği bilgisinin elde edilmesi son derece önemlidir. Yapılacak duyarlılık değerlendirmelerinde kullanılacak olay bilgisi olarak kabul edilen envanter haritalamasında, alanda geçmişte meydana gelmiş hareketlerin aktivite durumlarından yola çıkılarak bir değerlendirme yapılmasında fayda görülmektedir. Özellikle otoyol, karayolu, demiryolu, su, elektrik, petrol ve doğalgaz boru hattı gibi yaklaşık çizgisel bir hat boyunca geçilecek güzergahın heyelan potansiyelinin belirlenmesi, yapılacak kazı çalışmaları sırasında veya hat tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak dinamik ve statik yüklerden kaynaklı kütlesel
yenilmeleri önceden kestirerek ihtiyaç duyulacak mühendislik önlemlerinin alınmasında kolaylık sağlayacaktır. Kentsel gelişim alanlarında son yıllarda kontrolsüz sayılabilecek boyutlarda yerleşim alanlarının oluşturulması, bahsedilen hassasiyetin çoğu zaman göz ardı edilmesine de neden olmaktadır. Hareketin aktivite durumu, boyutu, türü ne olursa olsun yerleşim alanı ve güzergah hattı seçimleri sırasında proje alanının heyelan potansiyelin ortaya konulması ciddi boyutlarda can ve mal kaybının önüne geçilmesinde yarar sağlayacaktır. Ülkemizde gerçekleştirilen mühendislik projelerdeki artış, hızlı karar alma ve uygulama pratiğini de beraberinde getirmektedir. Parsel ölçeğinden bölgesel ölçeğe kadar uzanan
projelerde proje öncesi yapılacak jeoteknik uygulamalarda (özellikle kazı-dolgu) çalışma öncesi alana ait öncelikli olarak çalışılacak ölçek detayını karşılayacak heyelan duyarlılık haritasının üretilmesi gerekli görülmektedir.
Bu amaçla;
a) Alanda daha önce gelişmiş heyelanlar ile bu heyelanları denetleyen jeolojik, topoğrafik ve çevresel faktör ilişkileri ortaya konulmalıdır.
b) Alana ilişkin detay olay bilgisi (envanter) haritaları üretilmeli, bu haritalar üzerinde gösterilen heyelanların aktivite durumları irdelenmelidir.
c) Gözlenen heyelanları tetikleyen faktörler (yağış, deprem, patlama sonucu yapay titreşimler
gibi. belirlenerek olay gelişimi ile olan ilişkilerinin ortaya konulması sağlanmalıdır. Bu sayede, alana ait “tehlike” haritalarının üretilmesi mümkün olacaktır.
d) Projenin amacına uygun olarak yapılacak çalışmalar (kazı, patlatma, dolgu vb.)
gerçekleştirilmeden önce alana ait elde edilen duyarlılık ve tehlike haritaları üzerinden alternatif aksiyonlar ve bunlara karşı alınabilecek mühendislik önlemleri belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Alanda olası hareket türlerinden etkilenecek taşınır-taşınmaz unsurlara ait “hasar görebilirlik” değerlendirmesi gerçekleştirilmelidir. Buradan itibaren hazırlanacak “risk” haritaları üzerinden olası mali zarar durumu belirlenebilecek, böylelikle ortaya çıkabilecek beklenmedik durumlarla karşılaşılmasının önüne optimum seviyede geçilebilecektir.
Yukarıda sunulan bilgiler ışığında Trabzon çevre iller özelinde yaptığımız değerlendirmelerde;
* İçmesuyu hattının bir bölümünün kısmen stabilize edilmiş bir heyelan topuğundan geçmesi sonucu
oluşan hareketlerde içme suyu hattındaki boruların deforme olmasına ve şehirde su
kesintilerinin oluşmasına sebebiyet vermiştir.
* Şehir merkezindeki iki ana vadi olan Tabakhane ve Zağnos vadileri şehirdeki ana hava sirkülasyon noktaları olarak bilinmesine rağmen; Zağnos vadisinin önüne Ortahisar Belediye binası ve kaymakamlık binalarının yapılması ve önlerinde bulunan tarihi limanın kalıntılarının yok edilmesi; Tabakhane vadisinin önüne ise oldukça büyük bir camii inşaatının yapılması,
* Şehirdeki diğer vadilerin inşaat alanına dönüştürülmesi, derelerin üstleri kapatılarak yol yapılması, biyolojik arıtmaya halen geçilmesi sahil boyunca pis kokuların artmasına ve yoğun yağışlarda taşkınların oluşmasına sebebiyet vermektedir.
*Akyazı stat yeri seçimi ve yapım aşamasında yapılan proje hataları sonucu ,günümüzde oluşturduğu mühendislik problemleri.
*Moloz mevkii itfaiye önü viyadük projesi işlevsizliği ve oluşturduğu görüntü kirliliği.
*Çöp sorunu ve katık atık yer seçimi (Araklı Taşönü) ve sonrası oluşacak mühendislik problemleri.
*Bir çok yerde sahil boyunca dolgu projelerinin planlanması ve yapılması (Gülcemal,Akçaabat sahil dolgusu gibi )
*Karadeniz sahil yolu yapımı ve sonrasında oluşan mühendislik problemleri.
*Denizlerden kum çekilmesi ve bunun neticesinde oluşan kıyı erozyonu ve sahil yolunda meydana gelen çatlaklar.
*Karadeniz bölgesindeki tüm dere yataklarının yapılaşmaya açılması bunun neticesinde de aşırı yağış ve selenmede can ve mal kayıplarının oluşması.
Yapılan tüm bu uygulamalar mühendislik projelerinde yer seçiminin önemini ve planlama aşamasında mühendislik ölçüt ve yaklaşımlarının uygulanması noktasındaki eksikliği bir kez daha ortaya koymuştur.
Jeoloji Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi
Başkan
Semi HAMZAÇEBİ






















