Bir sınavda hiçbir soruya doğru cevap verememek de bir başarı... İşte Pazarımızı bugünkü hale getirenler de imkansızı başarmışlar. Nasıl yapıldığına akıl sır etmeyen bir şey bu. Güzelim yeri ne yapıp ne edip yaşanmaz hale getirmek kolay iş değil.
Dünyada kaç canlı vardır ki yaşadığı yeri her gün daha da kötüye götüren? Sahi, yeşili, denizi, sahili, dereyi insanlar nasıl olur da bu hale getirebilir? Nasıl olduğunu biliyoruz aslında. Bu bize doğuştan verilmiş bir yetenek. Bize bir güzellik gösterin, sonra oturup izleyin, uçanla kaçan bile kurtulamaz.
Bilmiyorum... Belki ben anlamıyorum, abartıyorum. Belki asıl şimdi yaşanacak yer olmuştur Pazar, göremiyorum. Yaşayan kimse Pazar'ı kurtarmak için bir şey yapmamış gibi hissediyorum. Şikayet edenlerde de ciddi bir telaş olmadığına göre... Artık buna bir son vermek bir yana daha da çıkmaza sokulduğuna göre... Herkes hala her yaz "Pazar memleketim, burası cennet" diye diye koştuğuna göre... Benim kötü zannettiğim iyidir belki de. Bu durumda ben büyüdükçe göremez, hissedemez oldum sanırım.
Artık kimse mis gibi deniz, kum kokan sahilleri için gelmiyor Pazar'a. Benim de onlara uymamın zamanı geldi demek ki. Betonları sev Eser... Buraya sessiz kalanları hayırla an Eser... Pazar'da sabah 10 akşam 5 saatleri arasında sürü halinde yaşamanın keyfine var Eser... Sürünün, geçtiği yeri dümdüz etmesinin doğal bir sonuç olduğunu anla Eser...
Pazar'ın toparlanması için direnmek, bir şeyler yapmak şüphesiz bize hem bir ödev, hem de hayatımıza muazzam bir katkıdır.
"Allah kıymet bilene düşürsün" derler. İnsan için söylenen bir sözdür bu ama neden ev, ağaç, dağ, deniz, dere, sahil ya da bir şehir için söylenmesin ki? Allah kıymet bilene düşürsün !
Bilmeyenlere düştü işte bir kere Pazar. Hemen yanı başımızdaki ilçeler için alternatifin de alternatifi konuşuluyor, biz kümülatif şekilde geri giderken.
Pazar'da hala kıyıda köşede kalmış güzellikler kaldıysa eğer, yaşayabilmek için kıyıda köşede kalmaya devam ederler umarım...
Yorumlar
Kalan Karakter: