AJANS PAZARDoğu Karadeniz sahil şeridinin kronikleşen atık yönetimi krizine dair Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Ş. Çervatoğlu Fındıklı Cami Meydanında düzenlediği basın açıklamasında konu ile ilgili geniş açıklamalarda bulundu.Çervatoğlu açıklamasında; “Değerli basın mensupları, sevgili Fındıklılılar ve tüm Karadeniz halkı,Bu Kriz Parti Rozetleriyle AçıklanamazBazı ulusal medya organları, Fındıklı’daki geçici depolama girişimimizi “CHP’li belediyenin çevre katliamı” olarak sunma gayretine girdi. Sorayım o zaman: Arhavi’de ne oluyor? Arhavi, AK Parti’nin yönettiği bir ilçe. Orada da uluslararası sahil yolunun kenarına, heyelan alanına çöp yığılıyor. 5-6 metrelik istinat duvarları taşıyor, koku yola taşıyor, görüntü insanlık onurunu yaralıyor. AKP’li Başkan Coşkun Hekimoğlu ne diyordu biliyor musunuz? “Çöplerle saklambaç oynamak zorunda kalıyoruz.”Hopa’da, Sürmene’de Of’ta Trabzon’da ne oluyor? CHP’li Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan diyor ki: “Bu 30 yıllık, parti ayrımı gözetmeyen kronik bir sorun.” Çöpler sahil yamacında yığılıyor, bir kısmı yasa dışı yakılıyor. Trabzon’un AKP’li Araklı ilçesinde milyarlarca lira harcanan “entegre tesis” ne halde? Vaat edilen eczane hijyeni yerine, zehirli atık suları Yanbolu Deresi’ne akıyor; metan gazı köyleri boşaltıyor. Halk ata toprağını terk edip göç ediyor.Söyleyin bana: Bu tabloda kim suçlu? Belediyeler mi? Siyasal iktidar mı? Belediyelerin olmadığı çok açık. Çünkü yapılması gereken yatırımların ekonomik olrak yapılması mümkün değil. Kamun eliyle yapılmalı. Çünkü sorun parti rozetleriyle açıklanacak bir sorun değildir. Bu, Doğu Karadeniz’in coğrafyasının, devletin kurumsal koordinasyonsuzluğunun ve on yıllardır ertelenen yatırımların ürünü olan yapısal bir Kamu / devlet krizidir.Coğrafyayı Yok Sayarak Politika ÜretemezsinizDoğu Karadeniz, dünyanın katı atık yönetimi açısından en zorlu coğrafyalarından biridir. Bunu ben söylemiyorum, bilim söylüyor. Sahilden itibaren aniden yükselen dik yamaçlar, düzlük arazi yokluğu, Türkiye’nin en çok yağış alan bölgesi olması, heyelan riski, fay hatları... Ankara, Konya, İstanbul gibi geniş düzlüklere sahip şehirlerde uygulanan düzenli depolama projelerini bu coğrafyada uygulamak, mühendislik açısından birçok zorluk barındırıyor. Bu da yatırım maliyetini çok yüksek rakamlara taşıyor.Mevcut kısıtlı düzlükler ne? Çay ve fındık bahçeleri. Yani halkın ekmek parası. Peki, belediyeler ne yapsın? Tam da bu yüzden on yıllardır çöpler dere yataklarına, eski taş ocaklarına, orman içlerine dökülüyor. Ve yağmur yağdığında —ki burada her zaman yağar— o çöpler yeraltı sularına, derelere, denize karışıyor. Geçtiğimiz yıllarda Hopa ve Arhavi’deki sel ne yaptı? Yıllardır gömülmüş çöp dağlarını söküp uluslararası sahil yoluna ve denize indirdi. Doğa, sakladığımız çöpü geri kusuyorsa, bu coğrafyada vahşi depolamanın mümkün olmadığını kabul etmemiz gerekmektedir.Bize “çöplerinizi neden uzaktaki tesislere götürmüyorsunuz” diyorlar. Rakamlarla konuşalım:Fındıklı günde 12-15 ton evsel atık üretir. Elimizde sadece 3çöp toplama aracı var.Daha önce Fındıklı’da eski maden ocağına depolama tesisi yapılacaktı. Orman ve maden ruhsat bürokrasisi yüzünden proje iptal edildi. Engel değil, çözüm istedik. Bariyer değil, bertaraf tesisi istedik.Devlet Yapar da Yapmak İstemez: Tezatların TablosuBir an için şunu düşünün: Rize İyidere’de milyarlarca liralık lojistik liman inşa ediliyor. İkizdere’de modern stadyumlar yapılıyor. Ovit Tüneli açılıyor. Rize-Artvin Havalimanı deniz dolgusuyla tamamlanıyor. Bu projelerin her biri, Doğu Karadeniz’in zorlu coğrafyasında başarılmış ağır mühendislik eserleridir. Devlet bu projelere bütçe yaratabiliyor, ihale açabiliyor, koordinasyon kurulları oluşturabiliyor.Ama iş katı atık tesisine geldiğinde? Sessizlik. Gecikme. Bürokrasi. “Belediyeler halletsin” yaklaşımı. Bir lojistik limanı devlet projesi olabiliyorsa, halk sağlığını, doğanın korunmasını ve bölgenin turizm geleceğini doğrudan ilgilendiren entegre atık tesisi neden bir devlet projesi olamıyor?Fındıklı Belediyesi, parasını ödemek kaydıyla Trabzon veya Rize’deki tesislere çöp göndermek istedi. Reddedildi. “Kapasite genişlemez” denildi. Bir devlet, kendi sınırları içindeki iki ilçe arasında basit bir atık transferi bile yapamıyorsa, orada mevzuatı değil, zihniyeti değiştirmek gerekiyor.Kulağımızı tersten tutarak Rize özel idaresi aracılığı ile Pazar istasyonuna katı atıklarımızı ulaştırıyoruz. Tonuna 3250 TL ödeme yapıyoruz. Daha çok yeni protokol imzaladık. Ve şunun bilinmesini isterim nüfus bazında baktığımızda diğer ilçelerden çok fazla çöpümüzü düzenli depolama için ulaştırıyoruz.Merkezi Hükümete ve Kamuoyuna ÇağrımızDoğu Karadeniz sahilindeki tüm belediye başkanları —CHP’lisi de, AKP’lisi de, bağımsızı da— aynı şeyi söylüyor: Bu iş belediyeleri aştı. Devlet projesine ihtiyaç var. Ben de buradan aynı çağrıyı en güçlü şekilde yineliyorum:Birincisi: Katı atık tesisleri, ulaştırma ve altyapı yatırımları statüsüne alınmalıdır. Karadeniz Sahil Yolu nasıl devlet projesi olarak yapıldıysa, entegre atık bertaraf tesisleri de doğrudan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yatırım programına alınmalı, maliyeti yüzde yüz devlet veya uluslararası iklim fonlarından karşılanmalıdır.İkincisi: Bu coğrafyada düzenli depolama imkânsızdır. İsviçre ve Japonya gibi dağlık ülkelerin uyguladığı, atık hacmini yüzde 90 küçülten ileri teknolojili kapalı yakma ve enerji üretim tesisleri kurulmalıdır.Üçüncüsü: Karayolları belediyeye bariyer çekiyor, Orman Bakanlığı yer tahsisi yapmıyor, birlikler birbirini kabul etmiyor. Bu kurumlar arası kaos, doğrudan merkezi otoritenin koordinasyonuyla, gerekirse olağanüstü hal komisyonlarıyla çözülmelidir.DEVA Partisi milletvekili Hasan Karal bile Arhavi’deki AK Partili belediyenin aynı sorununu TBMM’ye taşıdı. Mesele partinin değil, devletin meselesidir.Fındıklı’dan tüm Türkiye’ye sesleniyorum: Bu utancı bitirin. Çöpü değil, sorunu gömün. Doğu Karadeniz’in ekolojik kurtuluşu için kapsamlı bir devlet projesi artık seçenek değil, ulusal zorunluluktur” ifadelerine yer verdi.
























