İnsan, salt kendi mutluluğuyla var olabilen bir canlı değildir. Yaşamın anlamı, çoğu zaman başkalarının yaşamına dokunduğumuz anlarda ortaya çıkar. Bir yarayı sarmak, bir gönlü hoş etmek, umutsuz bir insana umut olmak... Bunlar yalnızca karşıdaki kişiye değil, aynı zamanda bize de iyi gelir. Çünkü insan, paylaşarak çoğalan bir varlıktır.
Günümüz dünyasında herkes kendi telaşının, kendi sıkıntılarının içinde koşuşturuyor. Kimi geçim derdinde, kimi sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor, kimi yalnızlığın sessiz yükünü taşıyor. Böyle bir dünyada içten bir gülümseme, sıcak bir selam, uzatılan bir yardım eli bazen büyük değişimlerin başlangıcı olabilir. Belki bir insanın karanlık gününe ışık olur, belki de yeniden yaşama tutunmasına neden olur.
İyilik, suya atılan bir taşın oluşturduğu halkalar gibidir. Bir kişiye yapılan iyilik, onun aracılığıyla başka yaşamlara da ulaşır. Yardım ettiğimiz kişinin gözlerindeki minnet, yüzündeki erinç ve kalbindeki sevinç, ayırdında olmadan bizim ruhumuza da işler. Çünkü vicdanın en güzel ödülü, iyilik yaptıktan sonra duyumsanan iç huzurudur.
Aslında başkasına iyi gelmek, insanın kendisini keşfetmesidir. Acıma, sevgi ve paylaşma duyguları ancak kullanıldıkça gelişir. Bir çiçeği sulayan kişi yalnızca çiçeğin büyümesine katkı sağlamaz; aynı zamanda kendi içindeki sevecenliği de besler. Bir çocuğun başını okşayan el, önce kendi yüreğini yumuşatır. Bir yaşlının yalnızlığını paylaşan insan, kendi yalnızlığını da azaltır.
Yaşamın en büyük yanılgılarından biri, mutluluğun yalnızca almakla kazanılacağını düşünmektir. Oysa gerçek mutluluk çoğu zaman vermekte saklıdır. Bir ekmeği bölüşmek, bir bilgiyi paylaşmak, bir dostun derdini dinlemek, hiçbir maddi karşılığı olmayan ama ruhu zenginleştiren davranışlardır. İnsan, sahip olduklarıyla değil, paylaştıklarıyla büyür.
İşte bu yüzden iyilik yapan insanların yüzünde farklı bir huzur vardır. Çünkü onlar, başkalarının yaşamına dokunurken kendi yaşamlarını da güzelleştirirler. Başkasının yükünü hafifleten omuzlar, kendi yüklerini de daha kolay taşır. Bir başkasının gözyaşını silen eller, kendi yüreklerindeki acıları da bir nebze olsun dindirir.
Sonuç olarak, başkasına iyi gelmek yalnızca bir yardım davranışı değil, aynı zamanda insanın kendisine yaptığı en büyük iyiliklerden biridir. Çünkü sevgi paylaşıldıkça çoğalır, iyilik yayıldıkça büyür ve insan, başkalarının mutluluğuna katkı sundukça kendi mutluluğunu da oluşturur. Belki de yaşamın en yalın ama en derin gerçeği şudur: Bir insanın yüreğine dokunabildiğimiz ölçüde insanız; başkasına iyi gelebildiğimiz ölçüde de kendimize iyi geliriz.













