Bu sabah, bir arkadaşımı ziyaret etmek için aracımla yola çıktım. Önümde belediyenin çöp kamyonu. Yolu kapatmış. Sağlı sollu çöp tenekelerinden çöp topluyor çöpçüler. Çöp kamyonu yolun ortasindan gittiği için trafik sıkıştı. İnsanlarda bir öfke patlaması. Bağıranlar, çağıranlar, el kol hareketi yapanlarla doldu her yan.
İnsanları düşündüm bir an. Toplumun geldiği noktayı düşündüm. Nereden nereye geldiğimizi sorguladım. Sizler için yorumladım.
Kimi insanlar gördüm, tanıdım; içleri çöp doludur. Yılların biriktirdiği kin, nefret, öfke, kıskançlık ve çaresizlik, tıpkı bir çöp kamyonunun arkasında sıkışıp kalan atıklar gibi içlerinde birikir. Bir gün gelir, taşıyamaz olurlar. Çöplerini boşaltacak bir yer ararlar. Trafikte önünüzü keserler, pazarda size bağırırlar, sosyal medyada öfke kusarlar. Oysa asıl sorun, o çöplerin yıllardır kim tarafından ve neden biriktirildiğidir.
Toplum olarak uzun süredir bir “çöp kamyonu düzeni” içinde yaşıyoruz. Yukarıdan aşağıya biriktirilen haksızlıklar, adaletsizlikler, yoksulluklar, ötekileştirmeler halkın yüreğinde çöp yığınlarına dönüşüyor. Birikmiş öfke, yoksulun sofrasına konmayan ekmekle, işsizin çaresizliğinde, gençlerin umutsuzluğunda, emeklinin yoksulluğunda giderek kabarıyor. Ve bu çöpler, bir yerden patlak veriyor. Kimi zaman bir otobüs şoförüne yönelen hiddette, kimi zaman bir kamu görevlisine edilen küfürde, kimi zaman da toplumun kendi kendini parçalayan dilinde.
Siyasal iklim de bu çöp kamyonlarını çoğaltıyor. Kinle, kutuplaşmayla, yalanla beslenen bir dil; insanları çöp kamyonuna dönüştürüyor. Herkes kendi öfkesini, kendi çöplerini başkalarına boşaltmaya çalışıyor. Televizyon ekranlarından, meclis kürsülerinden, mahalle kahvelerinden aynı ses yankılanıyor: “Suçlu sensin!”
Oysa suçlu, çöpün kaynağını gizleyen sistemin ta kendisi.
Gerçek temizlik, sokak süpürgesiyle değil; adaletle, eşitlikle, vicdanla yapılır. İnsanların içini boşaltmaya değil, içlerini temizlemeye ihtiyacımız var. Bir çöp kamyonu gibi birbirimizin üzerine öfke dökmeyi bırakıp; o öfkenin nedenini anlamaya başlamalıyız. Çünkü toplum, çöplerini paylaşarak değil, çözümlerini paylaşarak arınır.
Belki bir gün, her sabah sokaklardan geçen o gerçek çöp kamyonlarının sesine kulak veririz. Belki o ses bize anımsatır:
Çöpü dışarı atmak kolay, ama önemli olan onu yeniden üretmemektir.
Anlayışınıza ve hoşgörünüze sığınarak yazdım bu yazıyı. Birbirimizi anladığımız ve olaylara hoşgörüyle yaklaştığımız günlerin özlemiyle mutluluklar dilerim hepinize.












