Kimi sözler vardır; hem yaşamı anlatır, hem de toplumun içindeki en görünmez yaralara işaret eder. “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz” da onlardan biridir. Bir ustanın elinde bile eğri cetvel varsa, çizgi ne denli özenle çizilirse çizilsin, sonuç hep yamuktur. Çünkü sorun çizgiyi çizen elde değil, çizgiye yön veren ölçüdedir.
Bugün yaşadığımız birçok aksaklığın kökü de tam burada gizlidir. Düzen bozuksa, kişi ne denli çabalasa da sonuç doğruya varmaz. Adaletin terazisi oynaksa, haklı haksızla karışır. Eğitimde ölçüler eğrilmişse, gençlerin ufkuna gölge düşer. Yönetim anlayışı günü kurtarmaya ayarlıysa, toplumun geleceği kaçınılmaz olarak bulanıklaşır. Kısacası, eğri ölçülerin egemen olduğu bir yerde kimse kusursuz bir çizgi bekleyemez.
Bireysel yasamda da farklı değildir bu. Karakteri çarpık olan birinin ağzından çıkan güzel söz bile bir süre sonra anlamını ve değerini yitirir. Yanlış niyetle yapılan iyilik gölgelenir, çıkar üzerine kurulan ilişkilerde güven kırılgan olur. İnsanın iç cetveli eğriyse, attığı adımların da doğru olması söz konusu değildir. Ne denli süslü söylemlerle, ne denli inceltilmiş bahanelerle örtülmeye çalışılsa da sonunda çizgi yine eğriliğini ele verir.
Aslında bu söz, bir umutsuzluk çağrısı değil; bir uyanma işaretidir. “Niye doğrular çıkmıyor?” diye yakınmak yerine, önce cetvelin kendisine bakmayı anımsatır. Çünkü cetvel düzelmeden çizgi düzelmez. Düzen düzelmeden toplum huzur bulmaz; insanın özü arınmadan davranış güzelleşmez.
O yüzden, bugün gereksinimiz olan şey yeni bir çizgi değil, doğru bir ölçüdür. Adaletin eğrilmediği, yaraşırlığın gölgelenmediği, emeğin karşılığını bulduğu bir düzen… Kendini kandırmayan, başkasının hakkına yan gözle bakmayan, vicdanını cetvel yapan insanlar…
Ancak o zaman çizgiler düzleşir. Ancak o zaman hem bireyin hem toplumun yolu ışığa çıkar. Çünkü doğru çizgi, doğru cetvelle başlar.
Cetveliniz düzgün, yaşamınız doğru olsun.
Mutlu pazarlar dilerim hepinize.














