İyi insanlar vardır…
Sessiz, gösterişsiz, reklamsız.
Onlar, komşusunun kapısını çalmadan gereksinimini karşılayan, bir öksüz ve yetimin başını okşayan, kimselere duyurmadan borçlarını ödeyen insanlar. Onlar, insan olmanın onurunu başkalarının yarasına merhem olmakta bulur. Gözlerinde başkasının sevinci, kendi yüreklerine işlenmiş bir mutluluk gibidir. Çalışırlar, üretirler, paylaşırlar. Bir çocuğun gülümsemesini, yaşlı birinin sevincini, sokakta aç bir hayvanın doymasını değerli sayarlar. İyilik, onlar için gösteriş değil; yaşamın doğal bir gereğidir. Onların sesi çıkmaz. Çünkü iyiliğin gürültüsü olmaz.
Bir de kötü insanlar vardır…
Çokturlar.. Onlar, başkasının acısını fırsat, yıkıntısını basamak, yoksulluğunu kazanç olarak görürler. Yoksulun ekmeğine göz koyarlar, makamı gücün ve baskının aracı olarak kullanırlar. Kendi çıkarları için her kapıyı açmaya çalışır, hatta başkalarının kapılarını kırmaktan çekinmezler.
Sesleri yüksek, yüzleri kalabalık, elleri uzundur. Onların dünyasında “biz” yoktur. Yalnızca “ben” vardır. Halkın malını talan ederler, sonra da kürsülerden başarı olarak anlatırlar. İyiliğe burun kıvırırlar, çünkü iyiliğin içinde hesap kitap yoktur.
İyi insan, dünyayı birlikte yaşanacak bir ev olarak görür. Taş üstüne taş koyar. Onarır, temizler, korur. Kötü insan yüzyıllık duvarı bir gecede yıkar.
Iyi insan, elindekini paylaşır, kötü insan işçinin, emekçinin, emeklinin elindekini alır.
Kötü insan, dünyayı yağmalanacak bir ganimet gibi görür. Yıkar, kirletir, çürütür.
İyiler sessiz, yalnız ve dağınık. Kötüler, organize, gürültülü ve kalabalık.
Belki de fark, insanın hangi aynaya baktığında saklıdır. İyi insan, başkalarının gözlerinde kendini görür. Kötü insan ise yalnızca kendi yansımasına bakar. Ve o yansıma ne kadar bencil, ne kadar açgözlü ise; ardında o kadar karanlık bırakır.
Toplum, kötülüğün örgütlü gücü karşısında iyiliğin sessiz direnişini sese çevirmek, sesini yükseltmek zorunda. Çünkü sessizlik, bazen iyiliğin en büyük zayıflığı olur. Çünkü kötüler çalışırken, iyiler sadece “üzülmekle, yakınmakla” yetinirse, sonunda kötüler yalnızca kötü olmakla kalmaz… Her şeyi sahiplenir. Hatta iyiliğin kendisini bile.












