Ülkeyi yönetenler uzun zamandır gençlerin evlenmemesinden ve çocuk sahibi olmamasından yakınıyor. Bir dönem “üç çocuk” olarak dile getirilen çağrı, bugün “beş çocuğa çıkmış durumda. Peki, neden?
Kâğıt üzerinde yanıtı belli. Azalan doğum oranlarını yükseltmek, nüfusu genç tutmak, ekonomik üretkenliği sürdürmek. Ama gerçeklere baktığımızda bu çağrı ile içinde yaşadığımız koşullar arasındaki uçurum hemen görünür oluyor.
Türkiye’de bugün yaklaşık yirmi milyon insan sosyal yardım desteğiyle ayakta duruyor. Toplumun yarısından fazlası asgari ücretle yaşamaya mahkûm. Eğitim çağındaki bir buçuk milyon çocuk okul dışı. Üniversiteyi kazananlar okuyamaz hale geliyor, okuyanlar bırakıyor; bitirenler ise geleceğini ülkesi dışında arıyor. Çocukların önemli bir kısmı, hayallerini değil aile bütçesini kurtarmak için çalışmak zorunda kalıyor.
Böyle bir tabloda “beş çocuk” çağrısı gerçekçi bir gelecek tasarımı mıdır, yoksa içinde bulunduğumuz sorunları daha da derinleştirecek bir beklenti midir?
Bir çocuk yetiştirmek yalnızca bir nüfus sorunu değildir; eğitim, sağlık, beslenme, barınma ve güvenlik ile ilgilidir. Ailenin gücü, toplumun refahı, devletin sunduğu sosyal destekler bu yükün altında ne kadar dayanıklıdır? Ailesinin geçimini zor sağlayan bir anne-babadan beş çocuk istemek, geleceğin ağır bir faturasını yine aynı aileye çıkarmaktır.
Belki de asıl soru şudur:
Gençler neden evlenmiyor? Neden çocuk sahibi olmak istemiyor?
Çünkü gençler gelecek kaygısıyla dolu. İş bulamıyorlar, aldıkları ücretle bağımsız bir yaşam kuramıyorlar, kirayı karşılayamıyorlar, bir çocuğun değil, kendi yaşamlarının bile sorumluluğunu üstlenmede zorlanıyorlar.
Toplumsal koşullar, aile yapıları ve ekonomik gerçekler görmezden gelinerek yapılan çağrılar, toplumda karşılık bulmaz. Çocuk sayısını artırmak bir politika olabilir; ama bunun yolu sayı dayatmak değil, insanların refahını artırmaktır. Bir ülkenin gerçek gücü nüfusunun çokluğundan değil, iyi eğitim almış, mutlu, sağlıklı ve güvenceli bireylerinden gelir.
Bu nedenle sorunun yanıtı aslında çok net:
Beş çocuk istenir, çünkü sorunların nedeni değil, çözümü nüfusta aranır.
Oysa asıl çözüm, insanların çocuk yetiştirebilecekleri bir düzen kurmaktır.
Çocuklarımıza Ulu Önder Atatürk'ün gözüyle bakmalıyız. Çünkü çocuk demek sevgi demektir.
"Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Ülkeyi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz".













