Hiç düşündünüz mü? Güneş, elmayı tatlandırırken biberi neden acı yapar?
Aynı ışık, aynı sıcaklık, aynı gökyüzü... Ama sonuç bambaşka. Elma, dallarında olgunlaşıp tatlılaşırken, biber kırmızıya dönerken yakıcılığını artırır. Bu durumda suç Güneş’te mi? Elbette hayır. Çünkü sorun Güneş’in değil, meyvenin karakterindedir.
Yaşamda da böyledir. Aynı koşullar altında kiöi insanlar olgunlaşır, sabrı öğrenir, inceliği içselleştirir. Kimileri ise hırsla sertleşir, öfkeyle keskinleşir. Oysa aynı olayları yaşamış, aynı durumlarla karşılaşmışlardır. Aynı sınavlardan geçmiş, aynı yolları yürümüşlerdir. Ama verdikleri tepkiler, içlerinde taşıdıkları özü ortaya koyar.
Güneş bir bahanedir. Asıl fark, içimizde taşıdığımız tohumdadır. Kimimiz iyiliği büyütür içimizde, kimimiz kırgınlığı. Kimimiz bağışlamayı öğrenir, kimimiz kin tutmayı. Dış koşulları suçlamak kolaydır ama aslında karakter, her şeyin belirleyicisidir.
Bu yüzden yaşadıklarımız kadar, yaşadıklarımıza verdiğimiz tepkiler de bizi tanımlar. Elma tatlı kalmayı seçmiştir, biber acı olmayı. İkisi de doğanın bir parçası, ikisi de kendi varoluşuyla değerlidir. Ama hangisiyle daha fazla insanın gönlüne dokunabileceğiniz, sizin hangi meyveye benzediğinize bağlıdır.
Unutmayın, güneş herkese aynı doğar. Ne olacağımızı belirleyen, içimizde taşıdığımız cevherdir.











