Yasal bahis can alıyor. Bir haftada yasal bahis nedeniyle kendi canına kıyan üçüncü kişi.
Bu tümce, bir mecaz değil; istatistiklerin, sessiz çöküşlerin ve görünmeyen dramların özetidir. Çünkü kimi ölümler gazetelerin üçüncü sayfasına sığmaz. Ne kan vardır ne siren sesi… Ama yıkım derindir, kalıcıdır ve sistemlidir.
Bugün her cepte bir kumarhane var. Bir tuşla açılan, bir bildirimle çağıran, bir “son dakika oranı”yla insanı içine çeken dijital bir tuzak. Kumar artık arka sokaklarda değil; evde, işte, okulda, cebimizde. Denetimsiz değil belki ama sınırsız.
Yasal bahis, “oyun” adı altında pazarlanır. Devlet güvencesiyle, reklâm destekli, ekranlardan evlerimizin içine kadar sokulur. Kazanma olasılığı parlatılır, yitirmenin bedeli ise görünmez kılınır. Oysa bu düzen, şansı değil çaresizliği oynatır.
Yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin kol gezdiği bir ülkede bahis, bir eğlence değil; son çıkış kapısı olarak sunulur.
Toplumsal adaletsizlik derinleştikçe, insanlar emekle değil “talihle” kurtuluş aramaya yönelir. Siyasal iktidar ise bu arayışı durdurmak yerine yönetmeyi yeğler. Çünkü her cepteki bu kumarhane, aynı zamanda vergisi toplanan, kontrol ediliyormuş gibi yapılan ama sonuçlarıyla yüzleşilmeyen bir düzendir. Kasa kazanır, sistem kazanır; birey yitirir.
Bahis bağımlılığı bireysel bir alışkanlık, bir düşkünlük değildir. Bu, siyasal bir tercihin toplumsal sonucudur. Gençler borç sarmalına sürüklenirken, aileler dağılırken, intiharlar “kişisel trajedi” diye geçiştirilir. Oysa bu trajedilerin ortak bir özelliği vardır: Umutsuzluk.
Reklâmlarda mutlu yüzler, büyük ikramiyeler, coşkulu anlatımlar… Gerçek yaşamda ise icra dosyaları, psikolojik çöküş, şiddet ve tükenmiş yaşamlar . Yasal olması, bu düzeni masum kılmaz. Her yasal olan adil olmadığı gibi, her yasal etkinlik de insan onuruna uygun değildir.
Devletin görevi, yurttaşını riskli alışkanlıklara özendirmek, yöneltmek değil; onu korumaktır. Sosyal devlet, insanları şansa muhtaç bırakmaz. Emekle yaşam kurma olanağı sunar. Ama emeğin değersizleştiği bu düzende, her cepteki kumarhane umut tacirliğine dönüşmüştür.
Yasal bahis can alıyor.
Çünkü bu sistem, yoksulluğu yönetmenin, öfkeyi bastırmanın, umudu ertelemenin bir aracına dönüşmüştür. Ve her erteleme, başka bir yaşamın sessizce sönmesi demektir. Bu yüzden bu sorun , bir kupon sorunu değil; vicdanın, siyasetin ve toplumun sorunudur. Bizler, ilgisiz ve duyarsız kaldığımız sürece, bu sorun ışığımızı söndürecek, yolumuzu karartacaktır.












