4+4+4 eğitim sisteminin uygulandığı yıldan bugüne kadar geçen süre içinde sermayenin ve islamcı yapıların beklentileri karşılanmamış olacak ki yeni bir tartışma başlatılıyor.
Milli Eğitim Bakanı bir televizyon programında, 4 + 4+ 4 zorunlu eğitim sistemi ile ilgili değişiklik yapılıp yapılmayacağı sorusuna verdiği yanıtta; 28 Şubat sürecinin yaşandığı yıllarda Türkiye'deki okullaşma, eğitimde geçirilen ortalama süre ve okullaşma oranlarının OECD ortalamasının altında olduğunu, 12 yıllık zorunlu eğitimle Türkiye'yi bu ortalamaların üzerine çıkaracak tedbirler alındığını, Şimdi gelinen noktada 12 yıllık zorunlu eğitimle ilgili artık ortalama okullaşma süreleri, okulda geçirilen süreler itibarıyla OECD ortalamalarının üzerine çıkmış durumda olduğumuzu ifade etmiştir. Dünya ortalamasının üstüne çıkıldığına göre zorunlu eğitim süresinin tekrar tartışılabileceğini söylemekte ve kamuoyunda tartışıldıktan sonra da adım atacaklarını ifade etmektedir. 2024 yılı verilerine göre ortalama eğitim süresi 9,5 yıldır. Bu oran ile Avrupa ülkeleri arasında ortalama eğitim süresi en düşük 5 ülke arasındayız.
Zorunlu eğitimle ilgili değişiklik tartışmasının gerekçesi elbette ortalama eğitim süresi değildir.
Neredeyse süreç 13 yıl önceki gibi işletiliyor. Sermaye ve islamcı örgütlenmeler üzerinden kamuoyu oluşturulup, oradan Milli Eğitim Şürasında karara dönüştürülüp kanunlaşması sağlanacak.
Bir süredir zaten bu konuda bir hazırlık yapılmaktadır. Bu hazırlıkları MÜSİAD gibi sermaye gruplarına, ENSAR, TÜGVA, TÜRGEV gibi şirketleşmiş tarikat yapılarına, Maarif Platformu, Enderun Özgün Eğitimciler Derneği, Eğitim Bir Sen gibi yapılara, iktidar yanlısı kişilere çeşitli toplantılar, çalıştaylar yaptırılarak raporlar hazırlattırılmaktadır. Bu hazırlıkları yapan çevrelerin raporları incelendiğinde meselenin özünü MÜSİAD Başkanı Mahmut Asmalı'nın “Liseler daha kısa sürmeli, çünkü sanayi eleman bulamıyor” şeklindeki açıklamasında görebiliriz.
Türkiye’de eğitimin sermaye gruplarının ihtiyaçlarına göre düzenleme politikası 1980’lı yıllara kadar gitse de asıl kırılma noktası AKP hükümetinin, zorunlu eğitimin süresini arttırma bahanesiyle, temel eğitimi 4+4+4 şeklinde kademelendirerek, eğitim sistemini kendi siyasal ve ideolojik amaçlarına uygun bir şekilde biçimlendirmek için yaptığı yasa değişikliğidir. 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren yürürlüğe giren 4+4+4 kademeli eğitim uygulaması, toplumun ve gelecek kuşakların bizzat eğitim sistemi üzerinden ve AKP’nin belirlediği kurallar etrafında yeniden şekillendirilmesini öngörmüştür. Temel amaç ise ucuz ve itaatkâr işgücünün yetiştirilmesidir.
Bir yandan eğitim piyasaya açılırken sermayenin ucuz işgücünü karşılama işlevi görürken diğer yandan eğitimi dinselleştirme faaliyetleri evrim teorisinin kaldırılması, müfredat değişiklikleri, zorunlu seçmeli dersler, protokoller ve ÇEDES aracılığıyla yürütülmektedir.
Tartışmamız gereken eğitimin süresini kısaltmak mıdır?
Yoksa eğitim sisteminin eşit, nitelikli, parasız, bilimsel, kamusal olmasını sağlamak mıdır?
Tartışmamız gereken “Çocukları tek tip kalıba sokmak mıdır? Yoksa kamusal yurttaşlık hakkı mıdır?”
Tartışmamız gereken “Eğitim, meslek edinme ihtiyacını mı esas almalıdır?”
Yoksa “Çocukların sosyal, kültürel, sanatsal, sportif, psikolojik açıdan gelişim hakkını”mı esas almalıdır?












