Türkiye Büyük Millet Meclisi ( TBMM) bu yıl eksik açıldı. Cumhuriyet’in en temel kurumlarından biri olan TBMM'ye kimi partiler katılmadı. Kurtuluş Savaşı'nı yöneten, düşmanı yurdumuzdan kovan, gazilik unvanını kazanan TBMM'nin kapısında yazan söz, hepimizin belleğine kazınmış durumda: “Egemenlik kayıtsız koşulsuz ulusundur.” Peki, bu söz sadece duvarlarda mı yaşıyor, yoksa gerçekten yaşamımızda da karşılığını buluyor mu?
Bugün baktığımızda Meclis’in işleyişi konusunda birçok soru işareti var. Yasa önerileri çoğunlukla milletvekillerinden değil hükümet kanadından geliyor. Milletvekillerinin verdiği yasa önerileri gündeme dahi alınmıyor. Araştırma önergeleri ise çoğu zaman “reddedildi” damgasını yemekten öteye geçemiyor. Muhalefetin önerdiği araştırmalar toplumun yararına olsa bile, partiler arası kutuplaşmanın gölgesinde yok oluyor.
Kartalkaya'da yaşanan otel yangını, Soma'daki madencilerin ölümü, kadına şiddet ve kadın cinayetleri, tren kazası, orman yangınları, yurtlarda yaşanan ihmallerin hiçbiri araştırılmadı, sorgulanmadı, sorumlular yargılanmadı.
Komisyonlar çalışıyor mu? Kâğıt üzerinde çalışıyor görünse de gerçeği yansıtmıyor. Gerçek anlamda bir tartışma, bir ortak akıl üretimi var mı? Çoğu zaman komisyondaki çoğunluk, muhalefeti susturuyor ve süreci hızla genel kurula taşıyor. Meclis kürsüsü, halkın vekillerinin özgürce konuşabileceği bir yer olmaktan çok, belirlenmiş sınırların içinde söz hakkı verilen bir platforma dönüşüyor.
Denetim mi? Meclis’in asli görevi olan yürütmeyi denetleme işlevi, özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra oldukça zayıfladı. Eskiden hükümetin her icraatı Meclis’te tartışılır, soru önergeleriyle bakanlar hesap verirdi. Bugün ise bakanlar milletvekillerinin sorularına cevap vermek zorunda bile değil. Böyle olunca “Meclis gerçekten denetliyor mu?” sorusu doğal olarak zihinleri kurcalıyor.
Sonuçta ortada bir çelişki var: Kapıda yazan “Egemenlik kayıtsız koşulsuz ulusundur" tümcesi ile uygulamada işleyen sistem arasındaki uçurum giderek büyüyor. Meclis’in halkın gerçek iradesini yansıtan, toplumun sorunlarını tartışıp çözüm üreten, denetleyen bir kurum olması gerekirken; bugün çoğu zaman iktidar partisinin onay makamına indirgenmiş gibi görünüyor.
Kimi partiler, bugünkü açılışa katılmadı. Çeşitli yorumlar yapılıyor bu konuda. Kimisi bir protesto bu diyor, kimisi bir uyarı.
Eğer demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değilse, Meclis’in işlevi ve gücü yeniden tartışmaya açılmalı. Çünkü egemenlik gerçekten ulusta olacaksa, o güç yalnızca seçim günü değil, her gün TBMM’nin çatısı altında hissedilmeli. Yasa önerileri görüşülmeli, araştırma komisyonları her konuyu en ince ayrıntısına dek araştırmalı, her görüş ve öneriye saygı duyulmalı. Halkın yararına olacak her öneri, yasalaşmalı. Demokrasi, ancak böyle işlerlik kazanır.











