İktidarın ve onun küçük ortağının dillerinden düşürmediği bir sözcük var: Bekâ.
Ülkemizin neredeyse tek sorunu ve tek gündemi bu. Ne işsizlik, ne yoksulluk, ne ekonomik kriz, ne terör, ne eğitim ne kadın ölümleri. Ne şu, ne bu. Hiçbiri sorun değil. Varsa da yoksa da bekâ.
Ne zaman bir sorunla karşılaşsalar hemen bekâ gündeme gelir. Hemen, denize düşenin yılana sarıldığı gibi bu sözcüğe sarılırlar. Sorunu çözecekleri, halkı rahatlatacakları yerde bu sözcükle oyalanırlar. Sanırsınız ülkeyi bunlardan başka düşünen yok. Sanki bunlardan başka ülkeyi yönetecek kimse yok.
Nedir bekâ? Gerçekten ülkemizde bekâ sorunu var mıdır? Bekâ, ölümsüzlük, kalıcılık, süreklilik demektir. Kesintiye uğramadan, geleceğe güvenli adımlarla sonsuza dek sürüp gitmektir. Sözcüğün anlamını açıkladıktan sonra "ülkemizde bekâ sorunu var mıdır?" sorusuna yanıt arayalım.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki iktidarın uygulamalarını, ortağının söylemlerini eleştirmek bekâ sorunu değildir. Geçinemeyen emeklinin, ürününü satamayan köylünün, iş bulamayan işsizin, evinde tencere kaynatamayan ev kadının, yurt bulamayan öğrencinin sorununu dile getirmek de bekâ sorunu yaratmaz. Okula gönderilmeyen kızların, öldürülen kadınların çığlığını duyurmak hiç değildir.
Bekâ sorunu, maden arama şirketlerine verilen arama iznidir. Maden arama yapılırken binlerce ağaç kesilmesi, ormanlarımızın yağmalanması ve talan edilmesidir. Sularımız ve toprağımızın siyanürle zehirlenmesidir. Ülkemizin çoraklaştırılması, kuraklığa, heyelana, sellere açık duruma getirilmesidir. Otel yapmak için ormanların yakılması, kıyıların yağmalanmasıdır.
Bekâ sorunu, sınırlarımızın yol geçen hanına dönüşmesi, işsiz güçsüz takımının elini kolunu sallayarak ülkemize girmesidir. Göçmenlerin, sığınmacıların ülkemizi işgal etmesidir. Kendi kültürlerini, alışkanlıklarını, yaşam biçimlerini bize dayatma çabası ve yetkililerin buna göz yummasıdır.
Bekâ sorunu, güzel Türkçemizin yok sayılması, Arapçanın, Arap kültürünün yüceltilmesidir, desteklenmesidir. Geleneklerimizin bozulması, , yaşam biçimimize karışılmasıdır.
Bekâ sorunu, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitimimizin dinselleşmesi, ticarileşmesi ve gericileşmesidir. Eğitimin ÇEDES projesi ile bilimsellikten ve çağdaşlıktan uzaklaşması, tarikat ve cemaatlere teslim edilmesidir. Kızların okula gönderilmemesi, gençlerin bu ülkeden umudunu kesmesi, geleceklerini yurtdışında aramak istemeleridir.
Evet! Ülkemizde bir bekâ sorunu vardır. Sorunun çözüm yolu ise Atatürk'ün ilke ve devrimleridir. Atatürk ilke ve devrimlerini korumak, cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkmakla bu sorun çözülür. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün "Benim naçiz vücudum, elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebed payidar kalacaktır."
Ülkemizi sonsuza dek yaşatmak bizim elimizdedir.











