Yaşamımız, vergi vermekle geçiyor. Kendi ellerimizle ödediğimiz vergiler olduğu gibi elimize para geçmeden aylıklarımızdan, ücretlerden kesilen vergiler de var.
Bugüne değin,
Dolaylı vergiler, Dolaysız vergiler, Katma Değer Vergisi ( KDV), Özel Tüketim Vergisi ( ÖTV), Gelir Vergisi, Emlak vergisi, Çevre ve Temizlik Vergisi, Stopaj gibi pek çok vergi çeşidi ile karşılaştık.
Birazcık mürekkep yalamış, eli kalem tutan herkes bu vergileri bilirdi. Sayman olmaya gerek yoktu.
Bugünlerde yeni vergi paketi gündemde. Yakınlarda TBMM'de görüşülmeye başlanacak olan pakette neler yok ki? Garsonların aldığı bahşişe bile göz koyan, ondan bile vergi almayı tasarlayan iktidar, yeni vergiler peşinde.
Hazine tamtakır. Kefen parası bile kalmamış. Bir yanda tasarruf sözünü dillerinden düşürmeyenler, kendi yaşamlarında savurganlıkta yarışıyorlar. Kamuda temsil ve ağırlama giderleri son altı ayda geçen yılın dört katına çıkmış. Araç kiralama bedelleri yine aynı durumda. Diyanet İşleri Başkanlığı, yurtdışında havuzlu, hamamlı villalar yaptırıyor. Sarayın giderlerini anlatmaya sözcükler yetmez.
Dışarıda aradığı parayı ve ilgiyi bulamayanlar, şimdi yoksulun sırtından giysilerini almak için kolları sıvadı. Halk bir kuru soğana muhtaç duruma düşmüşken soğanın yarısını da alma derdindeler. Zaten geçmediğimiz köprülerin, uçmadığımız havaalanlarının, sağaltım görmediğimiz hastahanelerin parasını ödüyoruz. Tüm bunlar yetmezmiş gibi şimdi de yeni vergiler gelmek üzere.
Durak Vergisi, duraklarda otobüs, metrobüs, minibüs, tren bekleyenlerden alınacak.. Çünkü kalabalık oluşturarak birlikte dedikodu yapıyorlar, iktidara muhalefet ediyorlar.
Tarak Vergisi, başı kel olanlardan, başında hiç saçı olmayanlardan alınacak. Çünkü kel kafalar, ampulü çağrıştırdığı için siyasi içerikli mesajlar vermiş oluyorlar. Toplantı yasasına muhalefet ediyorlar.
Merak vergisi, insanların sağlığını düşünenlerden , "nasılsın?" diye soranlardan alınacak. Aslında "nasılsın?" diye sorduklarında randevu alamayan, ilaç bulamayan, hastane kuyruklarında bekleyenleri anımsattığı için bu vergi gerekli zaten. Size ne insanların sağlığından? Siz kendinize bakın. "Gemisini kurtaran kaptan" sözünü duymadınız mı siz?
Emeklilerden alınması düşünülen bir de " Niçin yaşıyorsunuz, siz ölmediniz mi daha?" vergisi. Öyle ya! Ununuzu elemiş, eleğinizi asmışsınız. Yeterince yaşamışsınız. Daha niye yaşayıp da yük oluyorsunuz bu ülkeye vergisi de gerekli ve zorunlu. Üstelik çalıp çırpmazsınız, yolsuzluk yapmazsınız. Rüşvet almazsınız. Özveriyle ve onurunuzla çalışarak gençlere kötü örnek oluyorsunuz. Anlaşılan siz, Değerler Eğitimi adlı bir ders görmemişsiniz.
Park vergisi de var bir de. Siz emekliler, siz işsizler, parklarda, banklarda oturarak görüntü kirliliği yaratıyorsunuz. Bunun için de vergi vermelisiniz.
Soluk alma vergisi de var. Soluk almak, yaşam belirtisidir. Soluk alarak ayakta kalmaya çabalıyorsunuz. Bu tutumunuz, direniştir. Gezi direnişini anımsatıyorsunuz. Bu da suç olup vergi vermeyi gerektirir.
Ey ahali! Boşuna direnmeyin. Ödeyin vergilerinizi. Kimileri Lale Devri'nde yaşarken siz bir kuru soğanla yetinin. Zaten bu dünya hem geçicidir hem de bir sınav dünyasıdır. Sizler ne denli yokluk çekerseniz cennete varsıllardan beş yüz yıl önce gideceksiniz. Üstelik peygamberimize komşu olacaksınız. Ayrıca orada bu dünyada bulamadığınız ( varsıllardan ve din tüccarlarından size kalmadığı için) nimetlerden pek çoğunu orada bulacaksınız.
Bırakın bu dünyayı. Bu dünyanın nimetlerinden yararlananlar keyiflerince bir yaşam sürsünler.











