Bazı insanlar vardır; yalnızca yaşadıkları döneme değil, dokundukları hayatlara da iz bırakırlar. Varlıklarıyla bir çevreyi güzelleştirir, yokluklarıyla büyük bir boşluk oluştururlar. İşte bugün yıldızlara uğurladığımız Dursun Ali Tuncer, namıdiğer “TORTİ”, tam da böyle bir insandı.
Çocukluk yıllarımdan gençliğime, çalışma hayatımdan sosyal yaşamıma kadar uzun yıllar boyunca omuz omuza yürüdüğüm; dayanışmasını, dostluğunu ve insanlığını yakından hissettiğim bir arkadaşımı, bir öğretmeni, bir yol arkadaşını kaybetmenin derin hüznünü yaşıyorum.
15 Haziran 2026 Pazartesi günü, sevgili Dursun Ali Tuncer’i ebediyete uğurladık. Ancak geride bıraktığı anılar, eserler ve insanlarda bıraktığı güzel izler kolay kolay silinmeyecek.
Peki, kimdi TORTİ lakaplı Dursun Ali Tuncer? Neden zamansız vefatı, onu tanıyan tanımayan herkesi bu kadar derinden etkiledi?
O, memleket sevdasını yüreğinde taşıyan bir gönül insanıydı.
Her şeyden önce ülkemizin farklı illerinde görev yapmış fedakâr bir öğretmendi. Sayısız öğrencinin hayatına dokundu.
Gençlik yıllarında toplum yararını önceleyen çalışmalara yöneldi. Yapı kooperatiflerinin kuruluşunda yer aldı, tüketim kooperatiflerinde görev aldı. Özellikle Pazar halkının barınma sorunlarına çözüm üretmek için emek verdi. İnsanların bir yuva sahibi olabilmesi için çabaladı. Çünkü o, sorunları uzaktan izleyen değil, elini taşın altına koyan bir karakterdi.
Meslek hayatı boyunca sendikal mücadelede de aktif rol aldı. Haksızlığa karşı sesini yükseltmekten çekinmedi. Emekçinin hakkını savundu, dayanışmanın gücüne inandı. Emeklilik sonrasında da toplumdan kopmadı; bu kez siyasetin içinde fikirleriyle, duruşuyla ve mücadelesiyle kendinden söz ettirdi.
İyi bir sosyal demokrattı.
Bugün ardından bakarken şunu görüyoruz: Bazı insanlar sessizce yaşar ama gür bir iz bırakır.
Sevgili dostum, yokluğun elbette hissedilecek. Kahvelerde, sohbetlerde, tartışmalarda, dost meclislerinde adın anılacak.
Toprak seni incitmesin sevgili dostum.











