Her yıl yeni yıldan bir şeyler dileriz. Sanki eski yılın eksik aksak giden her şeyin sorumlusu biz değiliz gibi. Soyut bir kavram olan seneye yüklenir. Zaman içinde neyi doldurursan onunla değer kazanır. Bu iş dilemekle olmaz. Eylem gerektirir.
2025 yılı benim için pek iyi geçmedi. Başta rahatsızlandım. Hastalığımla mücadele ettim. Sosyal ve politik hayatta da işler iyi gitmedi. İstediğimiz gibi yürümedi. Korku, endişe, yoksullaşma, güven, umut erozyonu sürüp gitti.
2026 da hoşgörünün, uzlaşının ve düşünceye saygının, özgürce konuşabilmenin, bilgiyi paylaşabilmenin, sevgi ve adaletin egemen olduğu bir yıl olsun.
Suskunluğun değil, vicdanın; korkunun değil cesaretin, çıkarın değil adaletin, nefreti büyütenlerin değil sevgiyi çoğaltan ların yılı olsun.
Kimliği, inancı ve düşüncesinden utanılan değil, onlara sahip olduğu için onurlandırılan bir yıl olsun.
Farklılıkların tehdit değil, zenginlik sayıldığı, adaletin güçlüye göre değil haklıya göre işlediği; iyiliğin, dürüstlüğün safdillik sayılmadığı yıl olsun.
Yeni yıl iyilik biriktirenlerin yolunu açsın; karanlıkta kalanlara ışık, yorulanlara nefes, umudunu kaybedenlere yeniden inanma cesareti versin.
Bu dilekler kendiliğinden yerine gelmez. Onun için susmak yerine konuşmak, boyun eğmek değil direnmek gerek. Söz söylemek lütuf değil bir hak, suskunluğun çözüm değil, kabulleniş olduğunun farkına varmak gerek, Vazgeçmeden yan yana yürümeyi bilmek gerek. Demokrasi, yalnızca sandık günü hatırlanan bir kavram değildir.
Umut kendiliğinden gelmez; emek ister cesaret ister yan yana dürmek ister.
Karanlık ne kadar koyuysa sabah o kadar yakındır. 2026, sadece rakam değişimi olmamalı. Bir diriliş, bir silkiniş, bir hatırlayış olmalı ki umut korkuyu yensin.
Bu dilek ve temennilerle 2026 yılını kutluyorum.













