Kişinin anayurdu çocukluğudur. Bir binanın temelinin gücü zemindeki sağlamlığı kadardır. Bundan yola çıkarsak; bireyin sağlam bir kişiliğe sahip olması çocukluğunda aldığı eğitime, yetişme tarzı ve anlayışına bağlıdır.
Çocuklar ailelerinin birer altıntopudur. En değerli varlıklarıdır. Çocuklar istediğimiz gibi değil, yetiştirdiğimiz gibi olurlar. Onun için derler ki çocukları terbiye etmek değil, kendimizi terbiye etmeli. Çünkü onlar zaten büyüklerini takıp ederler.
Bir çocuğun üç ebeveyni vardır. Annesi, babası ve ikisinin aralarındaki ilişkisi… Üçüncü ebeveyni çok önemlidir. Çocuğun yetişmesi açısından olmazsa olmaz bir etkendir. Anne- baba çocuğuna inanır, güvenirse; çocukta kendine inanır ve güvenir. Özgüven kazanır. Bunun yanında sevgide çok önemli. Çocukların ne plastikten oyuncaklara ne de bilgisayar oyunlarına ihtiyacı var. İhtiyaç duydukları tek şey sevgi ve sorunlarına sabırla verilecek cevaplar. Sevgiyi bir sadaka gibi değil, içten vermeli. Karşılıksız, koşulsuz olmalı.
Her çocuk öğrenebilir. Yeter ki kendisinde patolojik bir sorun olmasın ve uygun bir biçimde öğretilsin. Fark öğrenme hızı ve tempoda ortaya çıkar.
Çocukların öğrenme güçlüğü olduğu ön yargısı ile yaklaşmak çok sakıncalıdır. Onların öğrenme güçlüğü olduğu kanısından önce öğretebilme güçlüğü olup olmadığımız hakkında kendimizi sorgulamamız gerek. Paylaştığım bu alıntı ile çocukları daha iyi gözlemeli ve eğitim yol haritasını ona göre belirlenmelidir.
Çocuklar;
1 yaşında farklılıkları fark etmeye başlar.
2 yaşında farklılıklar hakkında konuşur ve bunlarla ilgili sorular sorar. Artık soru somaya başlamıştır.
3 yaşında ön yargılar oluşturur, insanların belirli özelliklerinden rahatsızlık duyduklarını belli eder ( ten rengi, toplumsal cinsiyet, fiziksel engellilik, dil vs. gibi)
4 yaşında insanların farklı özelliklerinin nedenlerine ilişkin kendi kuramlarını oluşturur.
5 yaşında zihni sorularla doludur. Kendisine ait özelliklerin hangilerinin kalıcı, hangilerinin değişebilir olduklarını merak ederler.
Sonuçta çocuğun peşinde koşan bilgi değil, bilginin peşinde koşan çocuklar yetiştirilmelidir.
Elmalıda öz annesi ve üvey babasının cinsel istismarına uğrayan iki küçük çocuğun çizdikleri resimlerle dile getirildiği bir suçu, adlı tıp raporlarıyla kanıtlanmasına rağmen o istismarı yapanlar hakkında en ufak bir işlem yapılmaması ve çocukların ifadelerine başvurulmamasına üzülüyor; çocuklar adına endişe duyuyorum.
Çocukların ağladığı bir dünyada bütün kahkahalar zalimdir.
Vatanı korumak çocukları korumakla başlar. M.K.ATATÜRK












"Kişinin anayurdu çocukluğudur" hemen hemen her eğitimlerde bu muhteşem cümleyi kullanıyorum. Çocukluğu iyi geçemeyen bir bireyin yetişkin olduğu zaman çok da mutlu olması beklenemez. Bir insanın anavatanı çocukluğudur.