1- Yüksek binalar arasında kendimizi sıkışmış, kafese kapatılmış hissediyoruz. Ranza hayatı istemiyoruz. Evlerimiz en çok iki katlı, yere paralel olsun. Önünde yeşil alan, oyun parkı ve bahçesi bulunsun.
2- Kent yaşamı buna uygun olsun. Rengi, sesi, kokusu ve güzelliği ile örnek olsun. Yaşanabilir bir yer… Görüntü, gürültü kirliliği olmasın. Egzoz ve fabrika bacasından çıkan duman havamızı kirletmesin. Çöpler sağa sola dağılmış olmasın. Görüntüyü bozmasın.
3- Yoğun bir trafik akışı olmasın. Hatta her türlü ulaşım araçlar kent merkezlerine giremesin. Kent içinde bisiklet harıcı ve yayan dan başka bir ulaşım aracı kullanılmasın. Binalar birbirlerine sıkışık olarak yapılmasın. Cadde ve sokaklar geniş olsun.
4- Okul kantinlerinde satılan ürünlere zam olmasın. Öğrenciler okullarında ücretsiz yemek yiyebilsin.
5- Devlet okulları daha çok olsun. Sınıf öğrenci mevcutları en çok 30 kişi olsun. Kalabalık olmasın.
6- Okullarda bilim ağırlıklı konular işlensin. Dersler eğlenerek öğretilsin. Eğitim eğlenceli olsun.
7-Okullar eve yakın olsun. hafta sonları açık olsun. Okul bahçeleri betonlaşmasın. Yeşil bir çim örtüsü ile kaplansın.
8- Eğitim konuları;
- Doğa ve çevre,
- Ulaşım ve trafik,
- Kent yaşamı,
- Toplumsal yaşam,
- Kültürel ve sosyal etkinlikler,
- Sokak hayvanları,
- Ekonomi,
- Sağlıklı yaşam gibi konulara daha çok yer verilsin.
Çocukların bu istekleri her ne kadar ütopik gelse de özgün ve masumdur. Biz büyüklere ışık tutacak bir özelliğe sahiptir. Onun için bazen ; “ çocuktan al haberi” diye bir terim kullanılır.
( bir alıntıdan esinlenmiştir)











