İdarecilik görevine atandığım ilk zamanlarda ne kadar çekingen ve korkak olduğumu anımsıyorum. Görev benim için yeni, yapamam, işi birbirine karıştırırım diye çekingen davranıyordum. Öz güvenim yoktu. Benim bu durumumu farkına varan müdürüm beni yanına çağırıp; okuyan biri olduğumu, her zorluğu aşabilecek yeteneğe sahip olduğumu, çekingen davranmamam gerektiği hakkında kısa bir isteklendirme konuşması yaptı. Bayağı da etkili oldu.
Öğrenmek için okudum. Okudukça öğrendim. Öğrendikçe de ürktüm. İlkin beceremem diye korkarken şimdi karşılaştığım şeyle ürkmeye başladım. Çünkü gözümde büyüttüğüm işler ve kişiler hiç de öyle korkulacak gibi değildi.
Kimse okumuyor, araştırmıyor, yasa ve yönetmeliğe uymuyordu. İşler el yordamı, kafa kol- ahbap çavuş ilişkisi ile anlamadan aldığı talimatlarla ve sözlü olarak yürüyordu. Bu durum bana göre korkunçtu. Tıpkı trafikte ehliyetsiz araç süren bir sürü kişilerin olduğunu bilip kimlerin olduğundan haberinin olmaması gibi. Korkunç ve ürkütücüydü. Her an bir kazaya muhatap olabilirsiniz.
Devlet üretim araçlarına sahip egemen sınıfları korumak, ayakta tutmak için oluşturulan sanal bir organ değil miydi? Yasaları yapanlar kendilerini ezilenler ve yönetilenlerden korumak için yapmışlar. Bir diğer deyişle yasalar uyanlar içindi.
Marcus Aurelius’un “ Yasalar örümcek ağına benzer, küçük sinekler ağa takılır kalır, büyük sinekler ağı delip geçer” sözünden anlaşılacağı gibi güçlü olanlar yasa dinlemez. Her durum ve şartta işlerini yapabilir, amacına ulaşabilir.
Düzenlenen en basit bir sözleşmeyi ele alıp inceleyelim: kurumlarla, tüzel kişiliklerle yaptığınız sözleşmelerde geçen maddelerin kaçı sizin, tolumun yararı ve çıkarını gözetiyor? Burada da kuralları kuvvetli taraf koyuyor, zayıf taraf uyuyor. Uymak zorunda.
Sonuç olarak yasa, yönetmelik ve tüm mevzuat; düzeni, sistemi korumak içindir. Yönetenin elinin kuvvetlenmesi, yönetilenden korunması için. Bize düşen kuvvetli ve güçlü olmak için ellerimizi, gücümüzü birleştirmek. Günümüzde bilgi de bir güçtür. Bu gücü elde etmek için okumak, bilgilenmek gerekir. Başta yasalar, yönetmelik ve tüzükler ile diğer bilgileri öğrenecek ve haklarımızı bilip, korumasını bileceğiz.












Bilgisi olmayanın fikri de olmaz(fikr/zikir olayı).. Ama toplumumuz da, hayatı boyunca ik kitap okumamış insanlar uzman gibi her konuda fikir yürütürler.. Cahilden kork, bienden değil.. Sen işi öğrendikçe, aslında bizleri yönetenlerin ne kadar bilgisiz, cahil olduklarını gördün. Gördükçe, cesaretin arttı.. Onlar, kendlierini sistemin sahibi gördüklerinden, yanlış yapmalarını ya da bilgsizliklerini önemsemezler.. Nasıl olsa kimse hesap sormaz.. Merkez Bankasını 833 milyar lira zarar' ettirenlere nasıl mükafat gibi maaşlar verdiler.. Ama biz yapsaydık ayni şeyi topa tutarlar, afaroz ederlerdi.. İşte durumun özeti budur..