KİTAP
Kitaplar zekanın çocuklarıdır.
Toplum olarak okuma özürlüyüz. Okuma alışkanlığımız yok. Bu alışkanlığı edinmek için kişinin kendi iradesi ve öğretmenlerinin etkisi olması gerekir. Bir evde kitap okuyan bir ebeveyn yok, evde kitaplık bulunmuyorsa orada yetişen çocuğun ileriki yaşlarda bu alışkanlığı edinmesi çok zordur. Kendi özel çabasına bağlıdır.
Paylaşımlarımda daima bunu vurguluyor, meslektaşlarıma tavsiyelerde bulunuyorum. Ne olursa olsun ille de okuma sevgisini aşılamak gerek. Hele Türkçe dersinde bu alışkanlığı edindirilirse başka bir şey öğretmeye bile gerek yok. Çünkü çocuk anahtarı almış ihtiyaç duyacağı konu ve alanlara girecek, bilmediğini kendi çabası ile öğrenecek. Kalıcı olan da budur.
Bilgi çağında, bilgiye ulaşmanın en etkili amaçlarından biri kitabın önemini kavratmaktır. Çağdaş eğitim anlayışının öngördüğü biçimde; araştıran, inceleyen, sorgulayan, bildikleriyle yetinmeyerek daha çok bilgi ve kültüre ulaşma çabası içinde olan öğretmen ve öğrencilerimizin en çok gereksinim duyacağı kitap ve yazılı kaynaklardır.
Kitap; zamanı bilgiyle buluşturmak, insan ruhuyla konuşturmaktır. Yönünü kitaba çeviren insan, çevresini daha iyi görür. Gücü artar. Yürekli ve cesaretli olur. İnsanın içindeki canavarı dizginleyen tek araç kitaptır. Tüm uygarlıklar, dinler, kültürler kitapla beslenir, gelişir. Kitabı sevmeyen insan düşünceyi öldürür. Düş kuramaz, düşünemez ve düşer. Düşmek istemeyen düş kurmak ve düşünmek zorundadır. Düşünen insan düşmez.
Çağı yakalamak, çağlar öncesini anlamak için; insanın yüreğini sevgiye ayarlayan, kini ve nefreti yok eden, zekayı kibarlaştıran kitaba yönelmek gerek. Kaya homurdanır, mermer gülümser, kitap sadece konuşur.
Midenin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi beyninde kitaba ihtiyacı vardır. Fikirler, düşünceler, kitap okuyarak elde edilir.
Öğrenci velilerine; çocuklarını teslim edecek öğretmenlerinin kitap okuyup okumadıklarını, evinde kitaplığının bulunup bulunmadığını ve okumayı sevip sevmediğini araştırmalarını isterim. Kitabı ve okumayı sevmeyen öğretmene öğrenci teslim edilmez. O ancak bankamatik memuru gibi cebine bakar. Onun öğrenciye önerecek ve öğretecek bir şeyi yoktur.
Aydın bir kişinin ayda bir kitap, haftada bir dergi ve günde bir gazete okuması gerek. İnternette boşa çeteleşmeler değil, kültür kaynaklı söyleşiler ile zaman geçirmek gerek. Böyle siteleri ziyaret edip konuk olmak lazım.
Kitap okuma alışkanlığının azalması ve okuma tercihlerinin değişmesi sonucu kendi tarihlerini bilmeyen kuşakların yetişmesi; beyni pelteleştiren TV dizi ve programları, sloganlarla konuşan, değerlerin içinin boşaltılması; kulaktan dolma, derinliği olmayan bilgilerin yaygınlaşması; teknolojik oyuncaklar vb. gibi insanların kendilerini geliştirmelerine değil tam olarak ne olup bittiğini anlamayan kafası alabildiğine karışık bir toplum yaratmaya yöneliktir. Bu durum kurnaz siyasetçi ve pazarlamacılar için çok uygun bir ortam yaratmaktadır.
Yoksa kandırılıyor muyuz?
Bugün ve ebediyen için bir kitap en iyi arkadaştır.













